Şöyle ya da böyle olmak elbette kendi elimizde. Bedenimiz bahçemizdir, irademiz de bahçıvanı, ister ısırgan dikersin, ister kekik, ister hıyar yetiştirir, kabak ekersin, bahçeni ya tek bir bitkiye ayırabilirsin ya da bir sürü çiçekle doldurabilirsin, yeter ki sen iste! Bahçenin kısır kalması da elinde,
verimli, bakımlı olması da. Bunların hepsini yapmak irademize bakar. Neyse ki, duygularımız mantığımızla dengelenmiş. Yoksa bize ne oyunlar oynardı. İyi ki mantık denen bir şey var da, damarlarımızdaki şu azgınlık, içimizdeki şu şehvet düşkünlüğü kuduran isteklerimizi, bedenimizin iğnelenmelerini, dizginsiz tutkularımızı bastırabiliyoruz. Senin aşk dediğin şey, işte bu
tutkularımızın bir uzantısı, bir sürgünü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ama sen, ey eşsiz doğanın en hünerli örneği,
Bir kez söndü mü senin ışığın,
Nerede bulunur onu yeniden tutuşturacak Prometheus ateşi?
Gülünü kopardıktan sonra onu canlandıramam bir
daha,
Solup gider,fidanı üzerindeyken koklamalıyım onu.”