Varoluşçuluk pek çok insan için korkutucu bir alıştırmadır. "Ben böyleyim"lerin, "ben ne yapabilirim ki"lerin, "ama o çok güçlü"lerin arkasına sığınılmış bir yaşam dururken, gövdece öne atılmak elbette zordur.
Bu yüzden insan ne çok şey olmaya ve ne çok şey yapmaya gücü yettiğini öğrenmek, bunun bilgisine sahip olmak istemez. Çünkü bu bilgiye sahip olup yine de geri çekilmenin düşkünlüğü onun için dehşet verici bir iç rahatsızlığı olacaktır.
Kim inanıyorum diye diliyle ifade edip ona bir isim verme cesareti gösterebilir? Kim hissettiği halde inanmıyorum demeye cesaret edebilir? Her şeyi koruyan, elinde tutan ve devam ettiren o; seni, beni ve kendini de tutmuyor mu? Üstümüzdeki gök kubbeleşmiyor mu? Altımızdaki yer sapasağlam durmuyor mu? Yıldızlar bize dostça bakarak yükselmiyor mu? Ben, kendi gözümle senin gözüne bakmıyor muyum? Evrendeki her şey insanın kafasına ve kalbine nüfuz etmiyor mu? Ve her şey sonsuz bir ilahi sır halinde göze görünerek veya bazen görünmeyerek, yakınımızda dolaşıp durmuyor mu? Kalbini tüm bu saydıklarımla doldurup bu duygularla mutlu olabiliyorsan, bunun adına ister şans, ister gönül, ister aşk, istersen Tanrı de. Ben ona bir isim bulamıyorum. Bence duygu her şeydir. İsim ise boş bir gürültü ve göğün güzelliği ve ruhunu süsleyen bir dumandır.