Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 27 dk.
Sayfa Sayısı:
122
Basım Tarihi:
1990
İlk Yayın Tarihi:
1797
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Orijinal Adı:
Hyperion, oder der Eremit in Griechenland
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2018 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2018 22:42
"İnsanların sözlerini anlamadım hiç Tanrıların kollarında büyüdüm ben." Hyperion incelemesi için bu söz hemen hemen bütün kitabı özetler nitelikte. Ama öncelikle Hyperion'u anlayabilmek için biraz yazarın hayatını bilmek gerekir. Johan Cristian Friedrich Hölderlin(1770-1843) Hölderlin, Alman Klasik çağın ve romantizm akımının en önemli temsilcisi olarak kabul edilir. Daha iki yaşındayken babasını kaybeden şair hayatının ölümlerden oluşan öznesi olacağının ilk sinyalini alır. Annesi Rika adlı kızını henüz dünyaya getirmemiştir kocası öldükten sonra tekrar evlenir ve kısa bir süre sonra ikinci kocasını da kaybeder. Hölderlin'nin kardeşi Rika yaşlı bir adamla evlenir ve onun da kocasının ölmesiyle tekrar annesi ve kardeşiyle yaşamaya devam eder. Ayrıca çoğu kardeşini de küçük yaşta kaybeder. Hölderlin hukuk okumak ister annesi ise onun teoloji okumasını ve papaz olmasını istemektedir. Bunun özerine annesiyle arası bozulur ve bir daha onu görmemek üzere evden ayrılır. Hölderlin ile Hegel, 1788'de Tübingen Üniversitesi Papaz okulunda rastlarlar ve hemen arkadaş olurlar. Daha sonra gelen Schelling'de onlara katılacaktır. Hegel, ileride, Hölderlin ile Susette Gontard aşkı arasında arabuluculuk da yapacaktır ayrıca. Daha sonra şiirde yaşadığı düş kırıklıkları sebebiyle tamamen uzaklaşır insanlardan. Hayatta annesinden arkadaşlarına kadar hiçbir insanın gönlünde yer bulduğu hissine kapılmaz ve yersiz yurtsuz bir yaşam içerisinde, zamandan ve mekandan soyutlanmış olarak Hyperion'u yazar. Bundan sonraki yaşamı çok zor geçer ve ağır şizofreni tanımı koyularak bir akıl hastanesine kapatılır. Babasının öldüğü yaşta yani 36 yaşına kadar akıl hastanesinde kalır. Hyperion'u okuyup etkilenmiş olan marangoz Zimmerman'ın bakımını üstlenmesi ile hastaneden çıkabilmiştir. Zimmerman'ın
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990428 okunma
10/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2017 398. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2017 21:21
Hyperion için tam bir başyapıt diyebilirim. Kesinlikle bir kitaptan daha fazlası... Öyle ki; romantizmden hiç hazzetmeyen beni bile kendi derinliğine kaptırıp soluksuz okutmayı başardı. Hatta, daha önce hiçbir kitabı şık bir şekilde kaplatıp, çantamda taşıyarak ara ara pasajlar halinde okumayı düşünmemiştim. Hyperion'daki mitolojik yapıyı anlamanız için, bahsedilen karakterlere bir mitoloji sözlüğünden bakmanız gerekebilir. Kitabın bazı basımlarında dipnotlar şeklinde açıklamalar var, bu da yeterli olabilir. Eserdeki tasvirlere bakacak olur isek, gayet akıcı ve kesinlikle sıkıcı değil. Açıkçası betimlemelerin kusursuz olduğunu düşünüyorum. Duygular ne çok uzun ne de çok kısa olmayacak şekilde tam ayarında ifade edilmiş. Ancak anlattığını yaşayan bir yazarın duygularını böyle etkileyici bir şekilde yansıtabileceği bildiğim için, Hölderlin'in açıklığı ve ustalığı karşısında saygıyla eğilmek isterdim. Eserdeki romantizmin yanında felsefi unsurların bulunduğunu da es geçmemem gerekiyor. Dikkatle gözlemlediğiniz zaman, metnin altındaki felsefeye rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Hyperion, herkese hitap edecek bir kitap olmayabilir. Yazımdaki tarzın şiirsel oluşu bazı okuyucuların ilgisini çekmeyebilir. Hölderlin'in tarzına aşina veya ilgisi olan okurlar için ise kitabın müstesna bir yeri olacaktır diye düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990428 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
2021 7. kitabı
"Şiir yalnızlığın dostudur", der Cervantes. Hyperion romanı da, şiirsel bir dille yazılmış yalnızlığın yolculuğudur adeta. Aynı zamanda mitolojiyle pekiştirilmiş, zenginleştirilmiş mektuplardan oluşmuş bir arayışın öyküsü. Alman lirik şair Johann Christian Friedrich Hölderlin (1770-1834) hüznü ve yalnızlığıyla delirmiş, belki de hayatla baş edememiş bir yazar, bir şair. Bana göre, hayatı Nietzsche ile oldukça benzerlik göstermekte. Kitabın bendeki okumasına dönersek; Hölderlin, antik Yunan uygarlığına olan özlemini Adamas, Alabanda ve Diotima üzerinden tasvir etmektedir. Adamas da, antik yunan bilgeliğini arayan bir gezgin iken, Savaşçı Alabanda da ise Heraklitos'un felsefesindeki çatışma ve savaşı görüyoruz. Diotima da ise insanlığın tanrısallıkla bağını, aşkı, güzelliği ve eskiye dönüşün unutuşunu ve de ölümü görüyoruz. Yazarın yurtsuzluk hissini ve bu hissin kayboluşunu ise doğanın bağrında varoluşuyla görmekteyiz. Duygularını şiirsel dille aktaran yazarın tanrısallık ifadesi, öz farkındalıkla insanın kendi ben'ine dönme, doğada varolma ve aşkla unutuş olarak anlamlandırmaktadır. Şiir, felsefe, mitoloji ve aşkın ben'de birleşmesini gördüğümüz bu güzel kitabı tüm okurlara tavsiye ediyorum. Bu okuma yolculuğunda eminim hüzün, yalnızlık, sızı size eşlik edecektir. Ayrıca size oldukça güzel olan SisyphosSisyphos okuyucunun incelemesini okumanızı öneririm. KısaBirBilgi: "Hyperion yunan mitolojin de Tartarus’a sürgün edilerek gönderilen on iki titandan biridir. Hyperion tarihte ışığın titanı olarak bilinmektedir."
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990428 okunma
8/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2021 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2021 22:24
Hyperion bir roman olarak bir şairin romanın kahramanı olarak esere bizzat kendisini dahil ederek oluşturduğu bir iç dökmesidir adeta. Eser Hölderlin’in sevgilisi Diotima ve arkadaşı Bellarmin ile mektuplaşmaları, tabiatın yüreğindeki güzelliğe, tanrısallığa düşkünlük anlatıları, Grek nostaljisi, Alabanda ile yaşanan dostluk ideası içerikleriyle düşünüldüğünde, Hölderlin’in düşünsel, duygusal otobiyografisi, düşlerinin, kimi zaman hezeyanlarının şiirleşmesi, şiire dönüşmesidir. -- Çağının kabalık ve katılıkla yüklü duyarsızlığından kaçan bir adamın yalnızlığı ve tabiat coşkusu içinde tanrısal olana yakınlığının, tabiatın görkemine övgünün romanıdır.(B.U)
Felsefe
Hyperion ya da Yunanistan'da Bir YalnızFriedrich Hölderlin · Adam Yayınları · 1987428 okunma
#1001kitap~~~
8/10
·175 syf.··
2021 57. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 15:55
"~...En yüce hiçlikten hiçlik doğar...~" Alman lirik şair Johann Christian Friedrich Hölderlin klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerinden 1idir. Küçük yaşlarda babasını, büyükbabasını ve kardeşlerini yitirdi, bu ölümler Hölderlin'i çok etkiledi.. "~... insan 1güneştir, her şeyi gören, her şeyi karartan, sevince ve sevmeyince, o zaman içinde lambacığın is çıkararak yandığı karanlık 1yuvadır...~" Alman şair Johann Christian Friedrich Hölderlin, Tübingen Manastırı'nda dinbilim, Jena Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Hölderlin'in şiirlerini Schiller, Goethe'ye gösterdi, Goethe beğenmeyince müthiş 1düş kırıklığı yaşadı. Özel ders vererek yaşamını kazandı. Bordeaux'a gittiğinde sevdiği kadının öldüğü öğrenince ruhsal bozukluklar yaşamaya başladı. Stuttgart dönüşünde hükümet doktoru saldırganlık belirtileri saptadığından zorla Tübingen'e gönderdi. Çıldırdığı kesinleşince, yaşamının kalanını Neckar ırmağı kıyısında, gözetimine verildiği bir marangoz ailesinin evindeki kulede geçirdi. Tanrı'nın, doğanın ve insanın 1sayıldığı zamanlara geri dönmeyi istemiş, şairin Tanrı ile insanlar arasında 1köprü niteliği taşıdığına inanmıştır. "~...İnsan, hayal ederken 1Tanrıdır, düşünürken ise 1dilenci...~" ben bu alıntıyı okudum 1kitapta gittim kitaplıktan bu kitabı aldım ama hangi kitapta okuduğum gelmiyor aklımda zira aldım ve uzun süredir bekliyordu, inşallah hangi kitapta okuduğumu bulurum, hala bulmaya çalışırken beynim zonkluyor... Yazarın tüm bu yaşam hikayesini bilince de okuduğum cümleler benim için daha çok anlam kazandı. Yazdıkları her cümle nerdeyse aforizma niteliğinde olup seçtiği konular genel itibariyle varlıkların gerçek özünü kavrama, yalnızlık, acı, sevinç ve geçmişe duyulan özlemdir. "~...İnsan, gençliğinde hedefini nasıl da öyle yakın
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020428 okunma
10/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
Kitabın kendi boyutları kadar uzun bir incelemeyi hak eden bir yapıt, bu yüzden böyle bir incelemeye cesaret edemem. Dante’nin Beatrice’i, Hyperion’un Diotima’sı ve Nietzsche’nin Ariadne’si, Hölderlin’in yazdığı gibi “sevgimiz ne kadar eski ve ne kadar yeni!” Nietzsche’nin daha çocukluk çağlarında sarıldığı Hölderlin’in kaderini ve düşüncelerini ne kadar çok etkilemiş olduğunu bu kitapta hayranlıkla gözlemledim.Böyle Söyledi Zerdüşt’te karşılaştığım bir çok fikrin özü ve hatta yer yer kullanılan deyimler Hölderlin’in savurduğu tohumlardan filizlenmiş olduğunu gördüm. Ve aynı delilik, aynı Diyonisos ruhu ve ikisi de kendi Almanya’sına başkaldırmış Yunanistan’da münzevi gezgin.
Felsefe
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020428 okunma
9/10
·175 syf.··
2025 3. kitabı
"Böyle hayaller kurdum, yavaş yavaş da hepsiyle vedalaştım." Kitapta buram buram trajedi, romantizm var. Hölderlin büyük yazar, daha başka eserlerini da okuyacağım kesindir. Buysa tam loş ışıkta yalnız başına okunacak, tatlı melankoli kitabı..
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020428 okunma
10/10
·175 syf.·
2022 342. kitabı
#hyperion 'un hayat hikâyesi Johann Christian Friedrich Hölderlin'in zamanının burjuva, donuk ve materyalist Almanya'sına yönelik edebi suçlamasıdır. Roman, platonik ideallerden esinlenerek başka bir dünyaya duyulan özlemi konu alıyor. Hyperion, Alman mektup arkadaşı Bellarmin'e arkadaşları Adamas ve Alabanda'yı ve büyük aşkı Diotima'yı nasıl kaybettiğini anlatır. Bir isyana katıldıktan sonra Hyperion, Yunanistan'ın dirilişinden umudunu kesmiş ve bir münzevi olarak doğaya geri çekilmiştir. Romanın ilk cildi Hyperion'un gençliğini ele alır ve onun ve Diotima'nın umutlarının doruk noktasında biter. İkinci ciltte felaket gerçekleşir ve ikisi ideallerinin yıkıntılarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Romanda üç anlatı düzeyi var, karakterlerin Antik Çağ üzerine düşünceleri, Hyperion'un gençliğine dair anıları ve yaşlı bir adam olarak bugünü. Yunanlıların eğitimcisi olarak Hyperion daha iyi bir dünya için savaşmak isteğinde başarısız olur ama şiirle kaderinin üstesinden gelir. Romantizm ve klasisizmin felsefi özelliklerini taşıyan kitaba, farklı anlatı düzeyleri ayrı bir derinlik katmış. Hyperion, şair ve ilahiyatçı #friedrichhölderlin 'in tekrar tekrar üzerinde çalıştığı tek romanıdır. M u h t e ş e m bir kitaptı
Felsefe-Düşünce
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020428 okunma
Hölderlin'den Fragmanlar
Puan vermedi·175 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 03:17
Kitap, şu ana kadar okuduğum en felsefî romandı. Bu cümleye devam etmeden önce nedenini açıklamak üzre size biraz yazar ve kitapla ilgili bilgiler vermek istiyorum. YAZAR Hölderlin, kelimenin tam anlamıyla bir bahtsız bedevi. İlk olarak küçük yaşta babasını, kardeşlerini ve büyük babasını kaybediyor; ilerleyen dönemlerde sevdiği kadın vefat ediyor ve büyük heveslerle o dönemin tanrıları Schiller ve Goethe'nin huzuruna sunduğu eserleri, Üstad Goethe tarafından beğenilmiyor. Yaşamının son yılları ise deliliğin pençesinde geçiyor. Saldırgan tavırları nedeniyle kapatıldığı klinikten 1806'da çıkıyor ve öleceği tarih olan 1843'e kadar 37 yıl yaşadığı Tübingen'deki pansiyona yerleşiyor. Burada yazdığı şiirler genellikle mevsimler/mevsim geçişleriyle ilgili olmakla beraber yazarımız bu döneminde genellikle takma isim kullanmış. Hayatı bahtsızlıklarla geçen Hölderlin'in pek de beklediğini alamadığı yazın kariyeri, aynı kendisi gibi bir bahtsızlıkla ölümünden sonra kendi yüzyılında unutuluyor, hatırlanması 20. yüzyılı buluyor. KİTAP KONU Kitabımız, dönemin Yunanistan'ında yaşayan bir gencin Bellarmin isimli dostuna yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar ilk olarak Hyperion'un bir dostuna duyduğu Antik Yunan vari dostluk/aşk karışımı hislerini, ikinci olaraksa bir kadına karşı hissettiği sevgiyi bizlere sergiliyor. Hyperion, atalarının o şanlı günlerinin hasretini çeken, Türk himayesinden bıkmış entelektüel bir kişilik. Bu yüzden de Özgür, İhtişamlı bir Yunanistan için kolları sıvıyor ve isyan ediyor. Önce kendi çabalıyor ardından Rus ordusuna katılıp bir de öyle deniyor. Kitap tüm bu olayları anlatırken dehşet felsefî bir yol izliyor. Resmen kurmacayla felsefe birbirine karışıyor, harman oluyor ve bizlere harika bir lezzet sunuyor. Mektuplarda yazan her bir satır,
Felsefe
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020428 okunma
Puan vermedi·218 syf.·
2022 121. kitabı
Hölderlin Romantizm akımının başını çekebilirmiş. Bu nasıl bir duygusallık, nasıl bir sevgi anlayışı, ne yüce hisler... Karakterimizin arkadaşı ve sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Aşk, savaş, idealler uğruna yapılan seçimler, yalnızlık ve ayrılık, kavuşma ve ölüm... Çok fazla alıntı yaptım, kalbimin içlerine girdi, kendimi çok yakın hissettim kitaba. Okumak aklımda yokken de tesadüfen çekildim içine ve bırakamadım. Hölderlin mutlaka okunmalı.
Hyperion ya da Yunanistan'da Bir YalnızFriedrich Hölderlin · Adam Yayınları · 1987428 okunma

Yazar Hakkında

Friedrich HölderlinYazar · 7 kitap
Johann Christian Friedrich Hölderlin (d. 20 Mart 1770 Lauffen am Neckar; ö. 7 Haziran 1843 Tübingen), Alman lirik şair. Friedrich Hölderlin klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerindendir. Alman şair Johann Christian Friedrich Hölderlin, 20 Mart 1770'te Lauffen am Neckar'de doğdu, 7 Haziran 1843'te Tübingen'de öldü. Küçük yaşlarda babasını, büyükbabasını ve kardeşlerini yitirdi, bu ölümler Hölderlin'i çok etkiledi. Annesi ve üvey babasının yanında büyüdü. Çocukluk çağını yalnız ve otoriter bir annenin yanında geçirmesi üstünde derin izler bıraktı. Bu sert huylu annenin ona mutlu bir çocukluk geçirtmek için harcadığı tüm çabalara karşın o, daha küçük yaşta iken ruhunda nedenini kavrayamadığı bir özlem duymuş, bu sonsuz özlemi doğa içinde dindirmeye çalıştı ve ona karşı tapmaya benzer bir sevgiyi duygulu ruhuna sindirmişti. Eğtim hayatı 1776'da annesinin yönlendirmesiyle başladı. 1782'den itibaren Yunanca, İbranice, Latince ve retorik konularında ek eğitim aldı. Onu önce Nürtingen'deki Gymnasium'a, sonra Maulbronn'daki ünlü Klosterschule (papaz okuluna) verdiler. 1788'de yüksek öğrenim için gittiği Tübingen Stift Manastırı'nda öğrenim gördü. 1794'te Friedrich Schiller ve Johann Wolfgang von Goethe ile tanıştı ve mektup romanı Hyperion'u yazmaya başladı. Hölderlin şiirlerini Schiller ve Goethe'ye gösterdi; fakat, Goethe şiirlerini beğenmeyince müthiş bir düş kırıklığı yaşadı. Özel ders vererek yaşamını kazandı. 1795'te bir süre Jena Üniversitesi'ne kaydoldu ve burada Johann Gottlieb Fichte'nin derslerine katıldı ve Novalis ile tanıştı. 1796'dan 1798'e kadar Frankfurt am Main'de öğretmen olarak yanında çalıştığı işvereni bankacı Jakob Gontard'ın karısı Susette Gontard'a aşık oldu. Duyguları karşılıklıydı. İlişkileri bir süre sonra ortaya çıkınca Hölderling görevinden kovuldu. Daha sonra 1798'den 1800'e kadar Homburg'da yaşadı ve Susette ile ayda bir gizlice buluşmaya devam ettiler. Bu dönemde bir şair olarak kendini geliştirmeye devam etse de, maddi sıkıntıları devam ediyordu. Zaman zaman annesinden küçük maddi yardımlar alıyordu. 1790'ların sonlarında Hölderlin'e şizofreni teşhisi kondu. 1800'de Susette Gontard ile yaptığı son görüşmeden sonra psikolojisi daha da kötüleşti. Sonunda aşık olduğu kadından da ayrılmak zorunda kalması kendine olan güvenini ve saygısını yitirmesine neden oldu. 1800'lerin sonunda Stuttgart'ta muhtemelen Pindar çevirileri üzerinde çalışmak üzere bir süre kaldıktan sonra, İsviçre'nin Hauptwyl kentinde ve daha sonra 1802'de Bordeaux'daki Hamburg konsolosluğunun evinde öğretmen olarak geçici işler yaptı. 1802'nin sonlarında hem fiziksel hem de zihinsel olarak bitkin bir halde Nürtingen'deki evine geldi ve Susette Gontard'ın Frankfurt'ta aynı zamanlarda gripten öldüğünü öğrenince ruhsal bozukluklar yaşamaya başladı. Stuttgart dönüşünde hükûmet doktoru saldırganlık belirtileri saptadığından zorla Tübingen'e gönderdi. Çıldırdığı kesinleşince, yaşamının kalanını Neckar ırmağı kıyısında, gözetimine verildiği bir marangoz ailesinin evindeki kulede geçirdi. Tanrı'nın, doğanın ve insanın bir sayıldığı zamanlara geri dönmeyi istemiş, şairin Tanrı ile insanlar arasında bir köprü niteliği taşıdığına inanmıştır. Hölderlin'in şiiri şiirsel güzelliği felsefi derinlikte birleştirir. Ekmek ve Şarap (1800-1801) yeniden düzenlenmesi ölümünden sonra 1894'te yapılmıştır. Patmos gibi klasik güfte ve ağıtları, eski Yunan stilini ve ruhunu canlandırmıştır.