Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Ekim 2000
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitap
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ölümlü; açıklamış doğayı, Çatlatıyor doğa kabını
Puan vermedi·160 syf.·
2020 208. kitabı
Friedrich HölderlinFriedrich Hölderlin Fransız İhtilâli'nin yaktığı özgürlük ateşinin her ulustan olanların yüreklerini tutuşturduğu bir çağda yaşadı. Rönesans'tan sonra, insanoğlunun kendi bireyliğinin bilincine en güçlü biçimde vardığı çağ olan bu çağda yaratıcı insan da yaratıcılığının önündeki bütün engelleri kaldırmak peşindeydi. Bu doğrultuda olmak üzere Hölderlin de yaşıtları olan öteki dahiler gibi hiçbir zaman sürekli bir iş tutmadı. İyi bir öğrenim görmüş olmasına karşın, kendisine ömür boyu "güvenilir" bir gelir sağlayacak bir meslek yerine, evlerde özel ders vermeyi yeğledi. Hedefi, yazmasına zaman ayırmasını engelleyebilecek bütün durumlardan kaçmaktı. Stefan ZweigStefan Zweig 'ın Kendileriyle SavaşanlarKendileriyle Savaşanlar başlığı altında toplanan biyografik denemeler dizisinde yer alan "Hölderlin" denemesinin hemen başında belirttiği gibi, tüm görkemini gençlere borçlu olan 19. yüzyıl, aynı zamanda da gençlerini sevmeyen bir yüzyıldı. (Shelley, Keats, Byron, Novalis, Kleist, Lenau, Puşkin, Büchner ve Hölderlin gibi) Doğayla kendini birleştiren, doğaya açılan, doğadan kendi iç evreninin derinliklerine inip oradan türlü türlü sesler getiren, Alman şiirinde özel bir yeri ve önemi olan Friedrich HölderlinFriedrich Hölderlin şiirlerinde doğa konuşur. Onun derin doğa sevgisini.. doğanın içinde yitişini anlamak için şiirlerini okumak yeterlidir. Diğer taraftanda insanın içini kemiren, acı veren, yüreğini yakan, sürekli bir üzüntü de göze çarpan bir özellik iken gene de neden acı çektiğini, duyduğu bu derin/yıkıcı duyduğu üzüntüyü kartlarını açarak önümüze koymuyor. EmpedoklesEmpedokles 'in çevirmeni İsmail Zeki Eyüpoğlu bu duygu karmaşası içinde bırakan durum için FuzuliFuzuli 'yi andırdığını söylüyor önsözünde. Gelelim... Empedokles kimdir/necidir? SokratesSokrates öncesi düşünürlerinden biridir. MÖ. 490 yıllarında Sicilya'da "Agrigentum" kentinde bulunan "Yunan Kolonisi"nde yaşamış; davranışları,
1000Kitap
EmpedoklesFriedrich Hölderlin · Cumhuriyet Kitap · 200095 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2022 22. kitabı
Empedokles'in ölüm şekline özenmiyor değilim. Kimsenin haberi olmadan yanardağ içine atlama fikri sofistike bir biçimde çekici geliyor. Empedokles'e deli diyenler genellikle aristokrasi ve tiran yandaşı olan kişilerdi ;) Sokrates öncesi Demokrasi yanlısı bir filozofun varlığını bilmek bile ölümünün nasıl bir diğerkamlıktan olduğunu anlatıyor.
Sosyoloji
EmpedoklesFriedrich Hölderlin · Cumhuriyet Kitap · 200095 okunma
Başka baskısı olmadığı ve hepimiz aynı kitabı okuduğumuza göre sanırım anlayamayan bir tek benim. Yazarın çıldırdığını söyleyen önsözden sonra okurken anladım ki gerçekmiş. Bu kadar kopuk düşüncenin iç içe geçtiği bir başka eser okumadım herhalde. Varmak istediği yer ile vardığı yer arasında muazzam fark olan bir anlatım ve eski Yunan tragedyalarına benzer fakat onlardan çok daha anlamsız diyalogların olduğu bir kitap.
EmpedoklesFriedrich Hölderlin · Cumhuriyet Kitap · 200095 okunma

Yazar Hakkında

Friedrich HölderlinYazar · 7 kitap
Johann Christian Friedrich Hölderlin (d. 20 Mart 1770 Lauffen am Neckar; ö. 7 Haziran 1843 Tübingen), Alman lirik şair. Friedrich Hölderlin klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerindendir. Alman şair Johann Christian Friedrich Hölderlin, 20 Mart 1770'te Lauffen am Neckar'de doğdu, 7 Haziran 1843'te Tübingen'de öldü. Küçük yaşlarda babasını, büyükbabasını ve kardeşlerini yitirdi, bu ölümler Hölderlin'i çok etkiledi. Annesi ve üvey babasının yanında büyüdü. Çocukluk çağını yalnız ve otoriter bir annenin yanında geçirmesi üstünde derin izler bıraktı. Bu sert huylu annenin ona mutlu bir çocukluk geçirtmek için harcadığı tüm çabalara karşın o, daha küçük yaşta iken ruhunda nedenini kavrayamadığı bir özlem duymuş, bu sonsuz özlemi doğa içinde dindirmeye çalıştı ve ona karşı tapmaya benzer bir sevgiyi duygulu ruhuna sindirmişti. Eğtim hayatı 1776'da annesinin yönlendirmesiyle başladı. 1782'den itibaren Yunanca, İbranice, Latince ve retorik konularında ek eğitim aldı. Onu önce Nürtingen'deki Gymnasium'a, sonra Maulbronn'daki ünlü Klosterschule (papaz okuluna) verdiler. 1788'de yüksek öğrenim için gittiği Tübingen Stift Manastırı'nda öğrenim gördü. 1794'te Friedrich Schiller ve Johann Wolfgang von Goethe ile tanıştı ve mektup romanı Hyperion'u yazmaya başladı. Hölderlin şiirlerini Schiller ve Goethe'ye gösterdi; fakat, Goethe şiirlerini beğenmeyince müthiş bir düş kırıklığı yaşadı. Özel ders vererek yaşamını kazandı. 1795'te bir süre Jena Üniversitesi'ne kaydoldu ve burada Johann Gottlieb Fichte'nin derslerine katıldı ve Novalis ile tanıştı. 1796'dan 1798'e kadar Frankfurt am Main'de öğretmen olarak yanında çalıştığı işvereni bankacı Jakob Gontard'ın karısı Susette Gontard'a aşık oldu. Duyguları karşılıklıydı. İlişkileri bir süre sonra ortaya çıkınca Hölderling görevinden kovuldu. Daha sonra 1798'den 1800'e kadar Homburg'da yaşadı ve Susette ile ayda bir gizlice buluşmaya devam ettiler. Bu dönemde bir şair olarak kendini geliştirmeye devam etse de, maddi sıkıntıları devam ediyordu. Zaman zaman annesinden küçük maddi yardımlar alıyordu. 1790'ların sonlarında Hölderlin'e şizofreni teşhisi kondu. 1800'de Susette Gontard ile yaptığı son görüşmeden sonra psikolojisi daha da kötüleşti. Sonunda aşık olduğu kadından da ayrılmak zorunda kalması kendine olan güvenini ve saygısını yitirmesine neden oldu. 1800'lerin sonunda Stuttgart'ta muhtemelen Pindar çevirileri üzerinde çalışmak üzere bir süre kaldıktan sonra, İsviçre'nin Hauptwyl kentinde ve daha sonra 1802'de Bordeaux'daki Hamburg konsolosluğunun evinde öğretmen olarak geçici işler yaptı. 1802'nin sonlarında hem fiziksel hem de zihinsel olarak bitkin bir halde Nürtingen'deki evine geldi ve Susette Gontard'ın Frankfurt'ta aynı zamanlarda gripten öldüğünü öğrenince ruhsal bozukluklar yaşamaya başladı. Stuttgart dönüşünde hükûmet doktoru saldırganlık belirtileri saptadığından zorla Tübingen'e gönderdi. Çıldırdığı kesinleşince, yaşamının kalanını Neckar ırmağı kıyısında, gözetimine verildiği bir marangoz ailesinin evindeki kulede geçirdi. Tanrı'nın, doğanın ve insanın bir sayıldığı zamanlara geri dönmeyi istemiş, şairin Tanrı ile insanlar arasında bir köprü niteliği taşıdığına inanmıştır. Hölderlin'in şiiri şiirsel güzelliği felsefi derinlikte birleştirir. Ekmek ve Şarap (1800-1801) yeniden düzenlenmesi ölümünden sonra 1894'te yapılmıştır. Patmos gibi klasik güfte ve ağıtları, eski Yunan stilini ve ruhunu canlandırmıştır.