Puan

8.710 üzerinden
124 kişi
9/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2018 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2018 22:42
"İnsanların sözlerini anlamadım hiç Tanrıların kollarında büyüdüm ben." Hyperion incelemesi için bu söz hemen hemen bütün kitabı özetler nitelikte. Ama öncelikle Hyperion'u anlayabilmek için biraz yazarın hayatını bilmek gerekir. Johan Cristian Friedrich Hölderlin(1770-1843) Hölderlin, Alman Klasik çağın ve romantizm akımının en önemli temsilcisi olarak kabul edilir. Daha iki yaşındayken babasını kaybeden şair hayatının ölümlerden oluşan öznesi olacağının ilk sinyalini alır. Annesi Rika adlı kızını henüz dünyaya getirmemiştir kocası öldükten sonra tekrar evlenir ve kısa bir süre sonra ikinci kocasını da kaybeder. Hölderlin'nin kardeşi Rika yaşlı bir adamla evlenir ve onun da kocasının ölmesiyle tekrar annesi ve kardeşiyle yaşamaya devam eder. Ayrıca çoğu kardeşini de küçük yaşta kaybeder. Hölderlin hukuk okumak ister annesi ise onun teoloji okumasını ve papaz olmasını istemektedir. Bunun özerine annesiyle arası bozulur ve bir daha onu görmemek üzere evden ayrılır. Hölderlin ile Hegel, 1788'de Tübingen Üniversitesi Papaz okulunda rastlarlar ve hemen arkadaş olurlar. Daha sonra gelen Schelling'de onlara katılacaktır. Hegel, ileride, Hölderlin ile Susette Gontard aşkı arasında arabuluculuk da yapacaktır ayrıca. Daha sonra şiirde yaşadığı düş kırıklıkları sebebiyle tamamen uzaklaşır insanlardan. Hayatta annesinden arkadaşlarına kadar hiçbir insanın gönlünde yer bulduğu hissine kapılmaz ve yersiz yurtsuz bir yaşam içerisinde, zamandan ve mekandan soyutlanmış olarak Hyperion'u yazar. Bundan sonraki yaşamı çok zor geçer ve ağır şizofreni tanımı koyularak bir akıl hastanesine kapatılır. Babasının öldüğü yaşta yani 36 yaşına kadar akıl hastanesinde kalır. Hyperion'u okuyup etkilenmiş olan marangoz Zimmerman'ın bakımını üstlenmesi ile hastaneden çıkabilmiştir. Zimmerman'ın
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990430 okunma
10/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2017 398. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2017 21:21
Hyperion için tam bir başyapıt diyebilirim. Kesinlikle bir kitaptan daha fazlası... Öyle ki; romantizmden hiç hazzetmeyen beni bile kendi derinliğine kaptırıp soluksuz okutmayı başardı. Hatta, daha önce hiçbir kitabı şık bir şekilde kaplatıp, çantamda taşıyarak ara ara pasajlar halinde okumayı düşünmemiştim. Hyperion'daki mitolojik yapıyı anlamanız için, bahsedilen karakterlere bir mitoloji sözlüğünden bakmanız gerekebilir. Kitabın bazı basımlarında dipnotlar şeklinde açıklamalar var, bu da yeterli olabilir. Eserdeki tasvirlere bakacak olur isek, gayet akıcı ve kesinlikle sıkıcı değil. Açıkçası betimlemelerin kusursuz olduğunu düşünüyorum. Duygular ne çok uzun ne de çok kısa olmayacak şekilde tam ayarında ifade edilmiş. Ancak anlattığını yaşayan bir yazarın duygularını böyle etkileyici bir şekilde yansıtabileceği bildiğim için, Hölderlin'in açıklığı ve ustalığı karşısında saygıyla eğilmek isterdim. Eserdeki romantizmin yanında felsefi unsurların bulunduğunu da es geçmemem gerekiyor. Dikkatle gözlemlediğiniz zaman, metnin altındaki felsefeye rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Hyperion, herkese hitap edecek bir kitap olmayabilir. Yazımdaki tarzın şiirsel oluşu bazı okuyucuların ilgisini çekmeyebilir. Hölderlin'in tarzına aşina veya ilgisi olan okurlar için ise kitabın müstesna bir yeri olacaktır diye düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990430 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·122 syf.··
2021 7. kitabı
"Şiir yalnızlığın dostudur", der Cervantes. Hyperion romanı da, şiirsel bir dille yazılmış yalnızlığın yolculuğudur adeta. Aynı zamanda mitolojiyle pekiştirilmiş, zenginleştirilmiş mektuplardan oluşmuş bir arayışın öyküsü. Alman lirik şair Johann Christian Friedrich Hölderlin (1770-1834) hüznü ve yalnızlığıyla delirmiş, belki de hayatla baş edememiş bir yazar, bir şair. Bana göre, hayatı Nietzsche ile oldukça benzerlik göstermekte. Kitabın bendeki okumasına dönersek; Hölderlin, antik Yunan uygarlığına olan özlemini Adamas, Alabanda ve Diotima üzerinden tasvir etmektedir. Adamas da, antik yunan bilgeliğini arayan bir gezgin iken, Savaşçı Alabanda da ise Heraklitos'un felsefesindeki çatışma ve savaşı görüyoruz. Diotima da ise insanlığın tanrısallıkla bağını, aşkı, güzelliği ve eskiye dönüşün unutuşunu ve de ölümü görüyoruz. Yazarın yurtsuzluk hissini ve bu hissin kayboluşunu ise doğanın bağrında varoluşuyla görmekteyiz. Duygularını şiirsel dille aktaran yazarın tanrısallık ifadesi, öz farkındalıkla insanın kendi ben'ine dönme, doğada varolma ve aşkla unutuş olarak anlamlandırmaktadır. Şiir, felsefe, mitoloji ve aşkın ben'de birleşmesini gördüğümüz bu güzel kitabı tüm okurlara tavsiye ediyorum. Bu okuma yolculuğunda eminim hüzün, yalnızlık, sızı size eşlik edecektir. Ayrıca size oldukça güzel olan Sisyphos okuyucunun incelemesini okumanızı öneririm. KısaBirBilgi: "Hyperion yunan mitolojin de Tartarus’a sürgün edilerek gönderilen on iki titandan biridir. Hyperion tarihte ışığın titanı olarak bilinmektedir." KitaplaKalın
Hyperion IFriedrich Hölderlin · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1990430 okunma
8/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2021 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2021 22:24
Hyperion bir roman olarak bir şairin romanın kahramanı olarak esere bizzat kendisini dahil ederek oluşturduğu bir iç dökmesidir adeta. Eser Hölderlin’in sevgilisi Diotima ve arkadaşı Bellarmin ile mektuplaşmaları, tabiatın yüreğindeki güzelliğe, tanrısallığa düşkünlük anlatıları, Grek nostaljisi, Alabanda ile yaşanan dostluk ideası içerikleriyle düşünüldüğünde, Hölderlin’in düşünsel, duygusal otobiyografisi, düşlerinin, kimi zaman hezeyanlarının şiirleşmesi, şiire dönüşmesidir. -- Çağının kabalık ve katılıkla yüklü duyarsızlığından kaçan bir adamın yalnızlığı ve tabiat coşkusu içinde tanrısal olana yakınlığının, tabiatın görkemine övgünün romanıdır.(B.U)
Felsefe
Hyperion ya da Yunanistan'da Bir YalnızFriedrich Hölderlin · Adam Yayınları · 1987430 okunma
#1001kitap~~~
8/10
·175 syf.··
2021 57. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 15:55
"~...En yüce hiçlikten hiçlik doğar...~" Alman lirik şair Johann Christian Friedrich Hölderlin klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerinden 1idir. Küçük yaşlarda babasını, büyükbabasını ve kardeşlerini yitirdi, bu ölümler Hölderlin'i çok etkiledi.. "~... insan 1güneştir, her şeyi gören, her şeyi karartan, sevince ve sevmeyince, o zaman içinde lambacığın is çıkararak yandığı karanlık 1yuvadır...~" Alman şair Johann Christian Friedrich Hölderlin, Tübingen Manastırı'nda dinbilim, Jena Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Hölderlin'in şiirlerini Schiller, Goethe'ye gösterdi, Goethe beğenmeyince müthiş 1düş kırıklığı yaşadı. Özel ders vererek yaşamını kazandı. Bordeaux'a gittiğinde sevdiği kadının öldüğü öğrenince ruhsal bozukluklar yaşamaya başladı. Stuttgart dönüşünde hükümet doktoru saldırganlık belirtileri saptadığından zorla Tübingen'e gönderdi. Çıldırdığı kesinleşince, yaşamının kalanını Neckar ırmağı kıyısında, gözetimine verildiği bir marangoz ailesinin evindeki kulede geçirdi. Tanrı'nın, doğanın ve insanın 1sayıldığı zamanlara geri dönmeyi istemiş, şairin Tanrı ile insanlar arasında 1köprü niteliği taşıdığına inanmıştır. "~...İnsan, hayal ederken 1Tanrıdır, düşünürken ise 1dilenci...~" ben bu alıntıyı okudum 1kitapta gittim kitaplıktan bu kitabı aldım ama hangi kitapta okuduğum gelmiyor aklımda zira aldım ve uzun süredir bekliyordu, inşallah hangi kitapta okuduğumu bulurum, hala bulmaya çalışırken beynim zonkluyor... Yazarın tüm bu yaşam hikayesini bilince de okuduğum cümleler benim için daha çok anlam kazandı. Yazdıkları her cümle nerdeyse aforizma niteliğinde olup seçtiği konular genel itibariyle varlıkların gerçek özünü kavrama, yalnızlık, acı, sevinç ve geçmişe duyulan özlemdir. "~...İnsan, gençliğinde hedefini nasıl da öyle yakın
Hyperion: Yunanistan'da Bir MünzeviFriedrich Hölderlin · Doğu-Batı Yayınları · 2020430 okunma