Abdullah İbn Mes'ud radıyallahu anh'ın hadis rivâyet ederken damarları şişer, terler, gözleri yaşarır ve titrerdi. Rivâyeti bitirdiği zaman da "Resûlullah böyle veya buna yakın ya da buna banzer (bir lafızla) buyurdu" ihtiyat cümlelerini ilâve etmeyi ihmal etmezdi. Bu ihtiyatı birçok sahâbîde görmekteyiz.
Bir kere tebliğ, her duyduğunu her vesile ile her önüne gelene söylemek değildir. Onun da kendine has kural ve kayıtları vardır. Özellikle tebliğ konusu Hz. Peygamber'e ait sözler, açıklamalar, hükümler ise, mesele daha da nezâket kesbeder ve daha fazla titizlik ister.