Ağlamanın farklı farklı türleri olduğunu görüyor: gözlerinden ansızın boşanan yaşlar, derinden gelen işkence gibi hıçkırıklar, dur durak bilmeksizin sessizce akan yaşlar.
Ölüme "göçüp gitmek" diyen ya da "huzur içinde" ölündüğünü düşünen her kimse hiç ölüm görmemiştir. Ölüm vahşi bir şey,bir savaş. Vücut duvara tutunan sarmaşık gibi hayata yapışıyor ve onu kolay kolay bırakmıyor,bırakmamak için savaş veriyor.
Başka ses yok. Ne ağlama, ne hıçkırık , ne bir iç çekiş. Yalnızca durmaksızın atılan adımların, yolunu unuttuğu bir yere dönmek için uğraşırcasına, hafifçe yere sürünerek kalkıp tekrar inişi.