Metinde geçen "Rızık, iktidar ve ihtiyar ile makûsen mütenasibdir" ifadesi işin kilit noktasıdır.
Yani:
Bir canlının kendi gücü (iktidarı) ve kendi kararlarını verme yetisi (ihtiyarı) ne kadar azsa, rızkı ona o kadar kolay ve zahmetsiz gelir.
Gücü ve iradesi ne kadar fazlaysa, rızkı için o kadar çok koşturması ve çabalaması gerekir.
Örneklerle Açıklama
Metin bu durumu doğadan örneklerle destekler:
Bebekler ve Meyveler: Bir bebek tamamen acizdir (iktidarsızdır), ancak en iyi ve en zahmetsiz şekilde beslenir.
Hayvanlar: Metinde belirtildiği gibi, en "akılsız" veya "güçsüz" görünen canlıların rızkının ayaklarına gelmesi, rızkın sadece zekâ veya bilek gücüyle kazanılmadığını, ilahi bir şefkatle gönderildiğini anlatır.
"Rızık yerinde durur"
Buradaki "Gel beni ara ve bul ve al!" ifadesi, insanın rızka ulaşmak için bir "çaba" (fiili dua) sarf etmesi gerektiğini söyler. Ancak rızkın gerçek kaynağının insanın kendi dehası değil, bir lütuf olduğunu hatırlatır.
Özetle:
Metin, rızkın zekâya veya kaba kuvvete bağlı olmadığını savunuyor. Eğer öyle olsaydı, en zeki ve en güçlülerin her zaman en bolluk içinde olması, en zayıf canlıların ise açlıktan ölmesi gerekirdi. Oysa doğada durum tam tersidir; en acizlere rızık en kolay şekilde ulaşır.