30. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, şüphesiz Biz öyle güzel amel işleyenin ecrini boşa çıkarmayız.
31. Onlara, altlarından nehirler akan adn cennetleri vardır. Onlar orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler, orada koltuklara yaslanıp kurulacaklardır. O, ne güzel bir sevaptır! Orası, ne güzel bir barınaktır!
Hiçbir şey hakkın da, Allah'ın dilemesi şartına bağlamadan, "Ben bunu yarın mutlaka yaparım!" deme! Unuttuğun zaman, Rabbini zikret. Onu hatırla. Şöyle de: "Olur ki, Rabbim beni bundan daha yakın vakitte dosdoğru bir başarıya ulaştırır."
“Ey iman edenler!Eğer siz, Allah’ın dinine ve davasına yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, ayaklarınızı İslam hakkını koruma yolunda sağlam tutar.” (47 Muhammed 7)
Aişe (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre bir gün peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e Ey Allahın peygamberi Uhud gününden daha şiddetli bir gün yaşadın mı? diye sordum. Şöyle cevap verdi.
“Evet senin kavminden çok kötülük gördüm. Onlardan gördüğüm sıkıntının en şiddetlisi Akabe gününde idi. O gün ben Taifli Abdü Külalin oğlu İbni Abdu Ya’lile sığınmak istemiştim de beni kabul etmemişti. Bende geri dönmüş, derin üzüntüler içinde dalgın dalgın yürüyüp gidiyordum. Karn’üs Sealîbe varıncaya kadar kendime gelemedim. Orada başımı kaldırıp baktığımda bir bulutun beni gölgelediğini gördüm. Dikkatlice bakınca bulutun içinde Cebrail’i gördüm. Cebrail bana seslenerek Allah kavminin sana ne söylediğini ve seni himayeyi nasıl reddettiğini duymuştur. Onlara dilediğini yapabilmem için sana dağlar meleğini göndermiştir. Bunun üzerine dağlar meleği bana seslenerek selam verdi. Sonra da: “Ey Muhammed kavminin sana ne dediğini Allah işitti. Ben dağlar meleğiyim ne emredersen yapmam için Allah beni sana gönderdi. Ne yapmamı istiyorsun?
Dilersen Ahşabeyn denilen şu iki dağı onların başına kapatıvereyim dedi. o zaman ben “Hayır Allah’ın onların soylarından sadece Allah’a ibadet edecek ve ona hiçbir şey ortak koşmayacak kimseler çıkaracağını ümit ederim dedim.” (Buhâri Bed’ul halk 7, Müslim cihad 111)