Tesadüflerin oyuncağı olduktan sonra ne diye irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
"Onun varlığı, kaderi, benim kaderimle olan ortaklığı, kuruyan beynimin son damlalarını da süzüyor.
Bütün mesele, perdeyi kaldırıp öbür tarafa geçmek. Peki neden titremeli, neden tereddüt etmeli? Perdenin arkasında ne olduğu bilinmediği için mi? Bir daha geri dönülemediği için mi? Yoksa, bilmediklerimizi korkunç ve karanlık görmenin ruhumuzun bir özelliği olmasından mı?"