sokağın sonunda, yalnız dibine ışık veren bir sokak feneri görünür. adam, o cılız ışığa hiç erişemeyecek gibidir. işte eskiden, bir adamın yalnızlığı, kimsesizliği böyle anlatılırdı... duraklarda beklemeyi sevmediğimden genellikle yürürüm, ama yalnızlığımdan, çevremi saran ıssızlıktan, kendi ayak seslerimden, en çok da o filmlerdeki o yalnız adamdan ürkerek..