evdekiler deniz'e aşık olduğumu anlamadılar. altı
yaşında bir çocuğun aşkı bilmeyeceğini sandıklarından değil, evde varlığım hissedilmediğinden. saydamdım, camdan bir eşya gibiydim, bana baktıklarında beni değil, arkamdaki duvarı görüyorlardı, ancak bana ihtiyaçları olunca bir varlık kazanıyordum.
o yaşta aşkı nasıl tanıdığımı bilmiyorum. içimde sonsuz bir boşlukla doğduğum için olabilir. o boşluğun koruyucu bir özelliği de vardı, öyle büyüktü ki bütün duygular içimde kayboluyordu. aşkı tanıyan da ben olmadım zaten, içimdeki boşluk oldu, bir gülümseyişle dolan o sonsuz boşluk.
öylesine yalnızdık ve ikimizdik ki, sanki bütün dünya çok eğlenceli bir partiye gitmişti de biz davet edilmemiş gibiydik. zaten biz ne zaman ikimiz olsak dünya bizi terk etmiş, kimse bizi aralarında istememiş gibi oluyorduk.