evdekiler deniz'e aşık olduğumu anlamadılar. altı
yaşında bir çocuğun aşkı bilmeyeceğini sandıklarından değil, evde varlığım hissedilmediğinden. saydamdım, camdan bir eşya gibiydim, bana baktıklarında beni değil, arkamdaki duvarı görüyorlardı, ancak bana ihtiyaçları olunca bir varlık kazanıyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
o yaşta aşkı nasıl tanıdığımı bilmiyorum. içimde sonsuz bir boşlukla doğduğum için olabilir. o boşluğun koruyucu bir özelliği de vardı, öyle büyüktü ki bütün duygular içimde kayboluyordu. aşkı tanıyan da ben olmadım zaten, içimdeki boşluk oldu, bir gülümseyişle dolan o sonsuz boşluk.
öylesine yalnızdık ve ikimizdik ki, sanki bütün dünya çok eğlenceli bir partiye gitmişti de biz davet edilmemiş gibiydik. zaten biz ne zaman ikimiz olsak dünya bizi terk etmiş, kimse bizi aralarında istememiş gibi oluyorduk.
"ucuz bir şey alma," dedi, "kaz tüyü al, sıcak tutar."
babam böyle söyleyince küçüldüm, küçüldüm, babamın küçüklüğümdeki oğlu oldum. sessizce ağlamaya başladım... bir baba kaz tüyü mont almasını yaşlı başlı oğluna değil, lise hazırlıkta yatılı okuyan oğluna söylemeliydi.
onları üzmemek için nasıl çabaladığımın farkında değiller. en zoru da bu. sevilmenin; olduğun gibi, acımayla ve acıyla sevilmenin nasıl ağır bir yük olduğunu bilmiyorlar.