Çocuk on yaşlarına geldiğinde, sanki biri, onu elinden tutarak cehenneme sürüklüyormuş gibi, onlarla adeta yarışmaya girdi, oğlunu cennete çekebilmek için. Evet korkunç bir yarıştı bu…
Yükseklerden bakıyorum toprağımıza! Bir gün gelecek ki “kırmızı emperyalizm” dediğimiz yılan, bu kayalıklardan ona doğru da tırmanacak. Ama biz, onun kemiklerini kıracak ve bir gecede bırakıp gittiğimiz bu köy, şerefli savaşçıların önündeki bir meşale gibi yanacak.
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsınız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela .Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmişsa kafasına.Ya da modası geçmiş bir şapka sıkıştırıyorsa şapkasından içeri. Ürkekse, bir başınaysa… Bilin ki o kız, başörtülü bir kızdır. Bilin ki, bir kez daha kaybetmişizdir…