"İstediğiniz kadar mükemmel anayasalar yapın. Halka dilediğiniz kadar özgürlük tanıyın. Sosyalizmin veya liberalizmin sihirli gücüne dilediğiniz kadar inanın. Eğer çocuklarınız gerektiği şekilde eğitim almazlarsa hayata bir hiç olarak atılırlarsa, yasalar ve bütün sosyal haklar var olmasına rağmen toplumsal hayat onlar için yine de sönük ve ruhsuz olacaktır. Bu kuşaktan gelen memurlar bencil ve uyuşuk; devlet adamları ise politik ve dolandırıcı olurlar."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Incelemesi zor, daha doğrusu ne yazılsa yeterli gelmeyecek hissettiren kitaplardan bir tanesi. Çünkü insan her satırını her sayfasını paylaşıp evlere okullara ve tüm kurumlara asmak istiyor adeta. Bir toplumsal gelişim hikâyesi. Gelişim için cehalete ve medeniyetsizliğe açılan müthiş bir savaş var ve bu savaş sonunda bataklık ülkesi olan Fillandiya beyaz zambaklar ülkesine dönüşüyor. Avukat, öğretmen, doktor, esnaf yani ülkenin her alanından insanlarin birlik içinde hareket etmesiyle bambaşka bir topluma dönüşüyor fin halki. Uygarlığa ulaşmak bu kadar kolayken yaşadığımız toplumun sorunlarını yüzümüze çarpıyor. Kendi ülkemiz için ne yapıyoruz? Mileltimizin geleceğinde nasıl bir rol oynuyoruz? Bu gibi sorular sorduruyor kitap bize. Atatürk'ün neden askeri okullarda okutulmasını istediğini fazlasıyla anlayabiliyor insan. Okurken neden bu kadar geç kaldığımı düşündüren bir kitaptı. Herkes mutlaka okumalı ve çevresindeki küçük büyük ayırt etmeksizin herkese okutmali. Hepimiz Snelman olabiliriz ve daha yaşanabilir bir ülke sağlayabiliriz kendimize..
Körlük denince aklımıza, gözlerimizi yumduğumuzdaki o karanlık gelir şüphesiz. Sonsuz bir siyahlık hayal ederiz. Oysa bu kitaptaki körlük beyaz bir boşluk olarak karşımıza çıkıyor ve kitapta belirtildiği üzere bembeyaz bir felaket olarak zihnimizde canlanıyor.
Sırayla herkese bulaşan fiziksel körlük , daha sonra insanların aslında böyle toplu bir felakete karşı örgütlenememesini , kutuplaşıp çatışmasını ve adeta insanlıktan çıkışını gözler önüne seriyor. Hatta bazı kısımlarda körlük ve ölmek arasında seçim yaptıracak kadar vahşet sahneleri gözümüzde canlanıyor.
Okuyucuyu sorgulatan, merak ettiren ve empati yapabilmesini sağlayan bir kitap. Hicivle alt metinleri olan bir distopya. Karakterlerle ismen tanışmasak da kuvvetli betimlemelerle hepsi akılda kalıyor ve artık isme gerek kalmıyor.
İmlâ bakımından alışılmışın dışında yazılmış. Konuşma işaretleri olmadığı ve noktalama işaretleri kısıtlı ( sadece virgül ve nokta var) kullanıldığı için bazı okuyucuları sıkabilir.
Genel olarak yazarın okuduğum ilk romanıydı ve beğendiğim yazarlar arasında yerini aldı diyebilirim.