Nöro-roman türünde yazılan 3 kitaplık serinin sonuna gelmiş bulunuyorum. Nörolojik roman olarak adlandırılmasının sebebi yazarının sinir bilimi alanıyla ilgilenmesi ve bilimsel verilerle kurguyu birleştirerek böyle farklı bir tür ortaya çıkarmasından kaynaklanıyor. Serkan hocayı diğer kitaplarından ve sosyal medyadan da takip eden biri olarak alanında oldukça başarılı ve faydalı buluyorum takip edilmesini tavsiye edebilirim.
Gelelim roman incelemesine. Kısaca ilk iki kitapla birlikte değinecek olursam:
İlk kitap Pia Mater elimden bir saniye bile düşürmeden heyecanla okuduğum ve herkese tavsiye ettiğim harika bir okumaydı. Bilimsel verilere dayanan bilgilerin yer aldığı öğretici yönü olduğu gibi heyecanı bir an bile eksilmeden ve kurgusuyla, karakterleriyle beni çokça şaşırtan, ikincisi için sabırsızlandıran bir kitap oldu. Dili oldukça basit, cümleler genellikle kısa ve anlaşılır yani çok fazla edebi yön aranmayacak nitelikte. Bu kitap için ufak eleştirim "nöron" kelimesinin gereğinden fazla geçmesiydi. 9/10
İkinci kitap Aracnoid Mater'i beklediğime değmis olarak ve temposu düşmeden okudum, hatta son sayfalarında ufak panik ataklar geçirtecek kadar heyecan verici ve sürükleyiciydi. Bilim kurguya dönüşen hikayede final için oldukça merak uyandırdı. Bu kitap için de eleştirim aklımda çok fazla tanıdık film sahnesi uyandırmasıydı. Benzerliklerden dolayı orijinalliği bir nebze düşürdü benim için. 8/10
Ve son kitap Dura Mater maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu. Farklı bir tür olarak bu kadar heyecan uyandıran seri böyle bitmemeliydi kesinlikle. Temposu tamamen düşmüş ve ana karakterlere çok az yer verilmisti. Öğretici anlamda doyurucuydu ve birçok yeni ve şaşırtıcı şey öğrendim. Özellikle yapay zeka çalışmaları oldukça dikkat çekiciydi fakat bazı kısımlar o
İnsanlar her dönem barışı arzulasa da onları bir arada tutan asıl etken güçlü bir düşmanın varlığıdır. Eğer çok güçlüysen ve kimse sana karşı düşman olmak istemiyorsa o zaman kendi düşmanını yaratmak zorundasın. Tarihin en eski taktiklerinden biri olan bu strateji, birçok ülke ve şirketin aktif biçimde kullandığı önemli bir yöntemdir. Üstelik senin yarattığın düşman en ideal düşmandır çünkü hem sınırlarını hem de ne yapıp yapmayacağını çok iyi bilirsin.
Eğer bir insan kendi yalanına bir kere inanırsa, bir daha hiç kimse ona gerçeği gösteremez. En tehlikeli yalanlar, kendimizi inandırdığımız yalanlardır.