Yazık o millete ki,dokumadığı şeyi giyer,ekip biçmediğini yer,hasat etmediği tohumu ekmeğiyle beslenir,kendi cenderesinden çekmediği bir şaraptan içer.
Yazık o millete ki,zorbayı bir kahraman gibi alkışlar ve gösterişli fatihi hayırsever sanır.
Yazık o millete ki,rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer.
Yazık o millete ki,sesini sadece cenaze törenlerinde yükseltir,sadece yıkıntılar arasında kibirlenir ve sadece boynu kılıçla kütük arasındayken başkaldırır.
Yazık o millete ki,Devlet adamı bir tilki,filozofu bir hokkabaz,sanatı yamama ve taklit sanatıdır.
Yazık o millete ki,yeni hükümdarini da borazanlarla karşılamak için,onu yuhalayarak uğurlar.
Güçlü adamları henüz beşikteyken,bilgeleri yıllarca susturulan o millete yazık!
Ve her parçası kendini bir millet sanan,o bölünmüş millete yazık!
Sayfa 10 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu