Son savaşın sebep olduğu tüm hayal kırıklıklarını çok net bir biçimde hatırlıyorlardı: zenginlik yerine yoksulluk, mutluluk yerine acı, kıtlık, aşırı enflasyon, ayaklanmalar, kişisel özgürlüklerin yok olması, devlete kölelik, sinir bozucu bir güvensizlik ve herkesin herkesten şüphelenmemesi. 
1939 kuşağından hiç kimse, adil bir savaşa, Tanrı’nın yanlarında olacağına artık inanmıyordu ve daha da kötüsü, savaşarak elde edilecek barışın adil ve kalıcı olacağına bile inanmıyordu.
Ama sadece gençlikte tesadüfler kadermiş gibi gelir insana. Sonraları, hayatlarımızın gerçek akışını kendi içimizde belirlendiğini öğreniriz; yollarımız karmaşık ve anlamsız bir şekilde isteklerimizden sapmış gibi görünebilir ancak sonunda yol bizi her zaman görünmez hedefimize götürür.