O genç yaşımda, hizmetçilerden ve uşaklardan hüzünlü şeyler dinleyip bozulmuştum bile. Bir çocuğa böyle şeyler yapmanın, insanların işlediği suçlar arasında en alçakça olan-larından biri olduğunu düşünüyorum.
İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme his- settiğim ve insan gibi konuşma, insan gibi davranma yeteneğime hiçbir şekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.
Çocukluğumdan beri, kendi ailem arasında bile, başkalarının ıstırabına veya hayatlarını sürdürürken akıllarından neler geçtiğine dair hiçbir fikrim yoktu. Dehşete kapılmış hâlde ve insan etkileşiminin amansız beceriksizliğine dayanamayarak, farkında olmadan başarılı bir soytarıya dönüştüğümü fark ettim. Ben, daha farkına varmadan, tek bir doğru söz konuşmayan bir çocuk olmuştum.