“Keşke, ah keşke şehirler kendi dokuları ve renkleriyle muhafaza edilebilseydiler, ne renkli bir dünyada yaşıyor olurduk. Oysa, artık gökyüzüne uzanan upuzun binaları, trafikli caddeleri, neon ışıklar saçan meydanlarıyla, İstanbul’dan Şangay’a, Dubai’den Tokyo’ya, hiçbir şehrin New York’tan farkı kalmamıştı.” demiş Ayşe Kulin. Katılıyorum kendisine her şehrin ayrı güzelliği, doğası, kendine has bir havası vardır illa ki. Bunların birbirine benzeme çabası olmasaydı belki şehirleri gezmekten, yaşamaktan daha fazla keyif alıyor olurduk. Ama niye özellikle New York’u örnek göstermiş? New York’un ezelinden beri mi upuzun binaları varmış? Hep mi trafikliymiş caddeleri? İlla ki onun da kendi doğası ve kendi tabiriyle dokusu vardır. Yani bir zamanlar…