Lűpen cüzdanındaki gizli gözlerin birinden siyah inciyi çıkardı. Onu inceledi, parmaklarıyla ve gözleriyle okşadı. Sonra içini çekerek, "Bu hazineye, " dedi, "kim bilr hangi boyar⁴, hangi budala sahip olacak?...
"Ganimard! "
Ganimard geri döndü.
"Ne oldu? "
"Ganimard, saatini unuttun. "
"Saatimi mi? "
"Evet, cebime girivermiş. "
Özür dileyerek saati dedektife uzattı.
"Kusura bakma. Kötü bir alışkanlık işte... Benimkini elimden aldılar diye seninkini almam gerekmezdi tabii. Ayrıca, beni oldukça idare eden bir kronometrem var yanımda. "
Masadaki çekmeceyi tekrar açıp altın zincirli, büyükçe bir altın saat çıkardı.
"Bu kimin cebinden geldi? " diye sordu Ganimard.
Arsen Lüpen saatin üzerine kazınmış iki harfe şöyle bir baktı.
"J.B. Hangi şeytan olabilir ki bu? Ah! Evet, hatırladım, Jules Bouvier, benim meseleyle ilgilenen sorgu yargıcı. Hoş bir adam doğrusu."
— Boş vakitlerimde makinelerle uğraşmasını severim.
— Boş olmadığınız vakitler?
— Okurum, okurum, hep okurum.
— Mesela hangi kitapları okursunuz?
— Her şey.. Arşen Lüpen, Şarlok Holmes. Biraz da filosofluğum vardır. Felsefeye bayılırım.