Hanifi’nin Kitaplığından

Hanifi’nin Kitaplığından
@hanifiozbey
Kendi içinde ve kitaplarının ülkesinde yaşayan bibliyofil…
9/10
·334 syf.·
2024 220. kitabı
Mağara José Saramago'dan okuduğum dördüncü kitap. Kabil kitabı benim için çok iç açıcı olmasa da Körlük ve Görmek kitaplarından sonra işte aradığım yazar diyebileceğim bir kitap oldu #mağara kitabı. İyi ki de okumuşum diyebileceğim güzellikte bir kitap oldu. Hatta ne Körlük ne görmek, Saramago okumaya bu kitapla başlanmalı diyebilirim. Kitap çok güzel ve çok güçlü bir kapitalizm eleştirisi adeta. Kendi oyduğumuz mağaralarda kendimizi nasıl zincirlediğimizin öyküsü. Karanlığa gözümüz ne kadar alışmış, ışığın izini sürmeyi hanidir unutmuşuz, bunları sorma zamanı şimdi. İçinde bulunduğumuz gerçeklikten ya da tercihlerimizin bizim tercihlerimiz olduğundan, üstüne bunların bilinçli yapılan tercihler olduğundan ne kadar eminiz? Etrafımızda bizi mutlu etmeyi vadeden; modern çağın sunduğu onlarca tüketim ürünü, uğraşlar, uygulamalar varken, ortadaki gerçeklik mağara duvarına yansıtılan gölgelerden mi ibaret? Herkes gerçekte ne kadar mutlu? Yoksa kimse mutlu değil de, herkes mutsuzluğunu mu gizlemeye çalışıyor? Kitabı elime aldığımda beni neyin beklediğinden az çok emindim (Okuduğum diğer kitapları dikkate alarak söylüyorum). Ama çok fena yanıldım. Her seferinde okurunu şaşırtmayı, cümlelerine ağzı açık baktırmayı başarır mı bir insan? Keyifli okumalar
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022146 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·141 syf.·
2024 54. kitabı
Ayşe Ünüvar, gönül gözüyle görüp kâinata aşkla bakanlardan; varlığı bu aşkla müşahede edip varlığın hafızalı oluşunu aklından hiç çıkarmayan ve görüp hissettiklerini aşkla anlatanlardan. Yazar hikâyelerine başlarken şöyle bir kapıdan geçiriyor; “Yaralı bir ağaçtır insan! Saklar yarasını insandan…” Ne güzel bir bakış açısıdır bu. Alelade bir bakışla göremezsiniz, gördüklerinizi; görseniz de anlayamazsınız. Bir ağaç sadece bir ağaç değildir, bir çiçek de öyle. Hele insan, sadece etten kemikten bir varlık olamaz. Bu nedenle okuyucu; her gün yanından geçip gittiği bir ağacın, bir sokağın, bir evin, yolun veya çeşmenin hülasa varlığın dünden bugüne özünde taşıyıp getirdiklerine, hafızasına, hikâyesine ne bileyim her şeyine daha yakından bakmaya davet edilir adeta hikâyeler boyunca. ‘Yaralı Badem Ağacı’nda okuyucunun yüreğine dokunan; hala acımayı, merhameti, sevgiyi unutmamış taraflarımıza dokunan ve birçok yönüyle bizi sarıp sarmalayan her biri birbirinden güzel ve zengin izlenimlerle dolu yirmi bir hikâye var. Okuyun, doyasıya okuyun
Yaralı Badem AğacıAyşe Ünüvar · Ötüken Neşriyat · 202328 okunma
8/10
·320 syf.·
2024 2. kitabı
"Hikaye anlatıcıları, hikaye şarkıcıları yalnızca kar yağarken anlatabilirler hikayelerini. Gelenek böyle emrediyor. Amerika’nın kuzeyindeki yerliler hikayelerin bu yönüne çok dikkat ediyorlar. Diyorlar ki; hikayeler anlatılırken, bitkiler büyümeyi bırakır ve kuşlar yavrularını beslemeyi unuturlar.” Hikâye anlatmakta usta olanlar bilirler ki konuştukları dile ait sözcükler o toplumun ve kişilerin hayatını oluşturur. Kelimeler toplumu oluşturur, kişilik yaratırlar. Tarih yazarlar, efsaneler anlatırlar. Kahramanları anlatır kelimeler. Farklı konularda kısa kısa yazılardan oluşan uzun masalsı hikayelerden oluşuyor kitap. İnanç, kapitalizm, sömürgecilik, efsaneler gibi durumları mitoloji ile süsleyerek eleştiriyor Ütopyalar kralı Eduardo Galeano. Ayrıca bu yazılara Jose Francisco Borges'in çizimleri de eşlik ediyor. Kitabı okurken kelimelerin dansına ve büyüsüne, gerçek üstü bir masalın varlığına tanıklık edeceksiniz. Ancak hatırlatmak isterim ki bu bir bilgi kitabı veya akademik anlamda size birşeyler katacak türden yazılardan oluşmuyor. Zaten dedik ya Ütopyalar kralı diye yazar için. Gerçek hikayeler de anlatmıyor çünkü #eduardogaleano bir eski zaman büyücüsü Masal ve öykülerin dünyasını seviyorsanız bu kitabın yeri mutlaka ayrı olacaktır
Yürüyen KelimelerEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 2018295 okunma
9/10
·192 syf.·
2024 1. kitabı
"Beklemek... Ne büyülü bir kelime!” Şermin Yaşar'ın 16 hikayeden oluşan öykü kitabı "Deli Tarla". Öyle bir kitap ki; her okuduğun öyküyü bir öncekinden daha çok beğenip, kitabın sonuna kadar en güzel öykü buymuş diye karar değiştireceğin bir kitap var mı deseler işte bu derdim. Yazar bu kitabı yazmamış, resmen geçmiş karşınıza bir masal tadında size anlatıyor. Hem elinize alıp 'bir çırpıda okumak isteyeceğiniz hemde bitmesin de bu kitaptan ayrılmayayım' diyeceğiniz güzellikte benden söylemesi Kitabı okurken bazen Deli Tarla'da yıldızları izleyip, çuvala dolduracak, bazen Adieu Hala ile beraber bekleyip onun için ağlıyoruz, bazen de bir antikacıya gidip fotoğraflara bakıp biz de meraklanıyoruz. Aynı zamanda kendimizden bir şeyler buluyoruz hikayelerde gezinirken. Hani belki size de çokça gelmiştir bu soru; "Hocam bi türlü okuyamıyorum elime aldığım kitabı bi süre sonra bırakıyorum kitapdan uzaklaşıyorum. Bana bi kitap tavsiye eder misiniz, okuyup da elimden bırakmayacağım beni içine çeken?" İşte o kitap, bu kitap Tavsiye edilesi güzellikte. Keyifli okumalar “Her eşya­nın insanı yaralayan bir hikâyesi olduğuna inanıyorum ya da belki de ben yaralanmaya çok müsaitim."
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,6bin okunma
9/10
·128 syf.·
2023 120. kitabı
Alberto Manguel kim mi; “o bir kitap koleksiyoneri” yani bir bibliyofil. Aynı zamanda #borges in gözleri görmediği zamanlarda kendisine kitap okuyan arkadaşı. Arjantin Ulusal Kütüphanesinde müdürlük yapmış, çok dil bilen ve çok da gezen, geniş bir kişisel kütüphanesi olan bir edebiyat aşığı. Daha saymaya gerek yok sanırım, çünkü tam bir kitap aşığı. İşte bu yazar ev taşınma esnasında hepimizin mağdur olduğu kitaplarımızın taşınması meselesini kendine dert edinmiş ve sanırım ben bundan bir kitap yazarım demiş :) Ve kitaplar, okuyucular, koleksiyoncular, kütüphanelerin tarihi, sözlükler, rüyalar, hangi kitaplar seçilip saklanmalı, yıkıcı kitap olayları, hafıza, okuma gibi konular üzerine yazılarını kaleme aldığı harika bir kitap yazmış. Okuru mülteci ve kitapları istilacı olarak niteleyen Manguel’e göre kütüphane bir yuvadır. Bunu şu cümlesiyle de ifade ediyor; “Kütüphanem benim kaplumbağa kabuğumdur.” Ve bu kitabı İnstagram üzerinden bir araya geldiğimiz @gercekkitapseverler ailem ile birlikte okuduk. İyi ki de okuduk diyorum ve kişisel kütüphanesi olan her kitap severe tavsiye ediyorum “Sözcükler (her ne kadar zayıf kalıyor olsalar da) neyin ihanet, neyin hakikat olduğunu anlamamızı sağlayacak kılavuzlardır.” “Özel kütüphanenizi başka okurlara açmak tehlikelidir: yabancıların zihninize girmesine ve en gizli tutkularınıza ve arzularınıza ve korkularınıza tanıklık etmesine imkan verir.” “Ve tekrar edip duran bir döngüyle imparatorluklar yıkılır ve edebiyat devam eder.”
Kütüphanemi ToplarkenAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2020365 okunma