Büşra T.

Büşra T.
“Ah bu eski kağıtlardan, eski kitap aralarından, unutulmuş eski defterlerden çıkan matem kokusu!”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yalnızlık denen uçurumun kıyısında yuvarlanırken, can havliyle bir yerlere tutunsam belki düşmeyecektim, emin değilim, belki buna rağmen düşecektim ama gururum elvermediğinden hiçbir yere tutunmadım ve bunu bile isteye seçmiş gibi yuvarlandım aşağıya.
Sayfa 37
Bir başıma yaşamayı hemen hemen öğrendim. Hemen hemen diyorum, çünkü insan tek başına yaşayamaz. Yaşamak sandığı şey kendi küflü, rutubet kokan yalnızlığında içten içe çürümek, azar azar tükenmekten ibaret.
Sayfa 36
Dudaklarını birbirine yapıştırıp rujun düzgünce yayılmasını sağladı. Ellerinin titremesi artmıştı. Ruju tekrar dudaklarına götürdü. Kalınca sürmeye başladı. Ruj dudaklarından taştı. Devam etti. Yanaklarına, çenesine, gözaltlarına varıncaya kadar ruju yüzünde gezdirdi. Kırmızı. Kanar gibi. İşte tam o sırada ağlamaya başladı. Yüzü ruj kırmızısı, kan kırmızısı oldu. Kırık kırmızı kiremitler kadar hüzünlüydü. Çok ağladı. Terk edilmiş kadınlar gibi ağladı. Gururu kırılmış kadınlar kadar çok. Aslında çirkinmiş de çirkinliğini o an fark etmiş kadınlar gibi. Çok sevildiğini sanıp aslında hiç sevilmemiş olduğunu, kandırıldığını düşünen kadınlar kadar. Bu dünyada kendisini gerçekten sevdiğine inandığı tek erkeğin aslında hiçbir zaman kendisine ait olmadığını fark eden kadınlar gibi ağladı. Kocası kendisinden genç bir kadının peşinden giden kadınlar kadar. Kabarık, mor tüylü banyo halısına çöktü ve sesi kısılana kadar, içindeki zehri ancak ağlayarak çıkarabilirmiş gibi ağladı.
Sayfa 23