Harun Eytemiş

Harun Eytemiş
@harun_202
Okumak bir deva, anlamak bir şifadır.
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 13:27
Zaven Biberyan’ın Yalnızlar adlı romanı, 1950’li yılların İstanbul’unda sınıf, cinsiyet ve etnik kimlik ekseninde parçalanmış insanlar ve bu insanların yalnızlıklarını derin bir psikolojik tahlil diliyle sunan sert ama dokunaklı bir toplumsal fotoğraf gibi. Roman, büyük bir olay anlatmak yerine, bireylerin iç dünyalarını ve çevresel baskıları üzerinden “yalnızlığın” bireysel bir duygu olmaktan çıktığını, toplumsal bir hâle dönüştüğünü gösteriyor. . Yalnızlar, İstanbul’un Anadolu yakasında Erenköy’de bir mahallede geçer; iki komşu evde, biri Türk biri Ermeni olan iki ailenin bir yaz hafta sonunda yaşananları tek odak noktası yapıyor. Roman, bu yoğun iki gün içinde, ev işlerini görmek için evlatlık alınmış genç bir kız (Fatma/Gülgün), evin oğlu, mahallenin başka karakterleri ve aileler arasındaki olayları, gerçekçi ve sert bir dille kaleme alıyor. . Biberyan, 1950’li yıllarda yoğunlaşan köyden kente göç, şehirleşme ve sınıf çatışmasını, karakterlerin “daha iyileri olmak” isteğiyle vermiş: kimisi zengin görünmeye, kimisi kültürlü numarası yapmaya, kimisi ise “başkalarına hizmet eden” konumundan biraz yukarı çıkmaya çabalıyor. Bu arzular, genellikle başarısız oluyor romanda; karakterler hem ait olduklarına yeterince değer vermiyor hem de “yukarıya” çıkamazken, bu ikilemde birer yabancılık hali içinde kalıyorlar. . "Yalnızlar"da yalnızlık, yalnızca bir kişinin içsel bir hali değil. Kitap mahalle, aile ve ev içi ilişkiler, birbirine fiziksel olarak yakın ama duygusal ve anlamsal olarak uzak insanların sıkışık dünyasını tasvir etmiş. Karakterler birbirine bakıyor, kıskanıyor hatta birbirinden nefret ediyor ama asla gerçekten konuşmuyor; bu iletişim kopukluğu, yalnızlığı kalıcı ve kaçınılmaz bir yapı haline sokmuş. Bunu, “gücü yeten yetene” kuralı üzerinden de görüyoruz
YalnızlarZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2016237 okunma
Reklam
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 13:56
Bekir Yıldız’ın Bozkır Gelini, yazarın toplumsal gerçekçi çizgisini yoğun biçimde sürdüren, yoksulluk, töre baskısı ve kadınların erken yaşta evlendirilmesi gibi meseleleri çarpıcı bir dille anlatan bir öykü kitabı. Kısa hacmine rağmen kitabın etkisi güçlü; çünkü Yıldız, Anadolu’nun özellikle Güneydoğu’daki sert hayat koşullarını süssüz, doğrudan ve sarsıcı bir anlatımla görünür kılmış. . Bozkır Gelini, 1985’te yayımlanmış ve sekiz öykü içeriyor. Kitaptaki öyküler arasında “Bozkır Gelini”, “Şair Ana”, “Birkaç Kaçakçı”, “Tohum”, “Bir Kadın Polis”, “Gözler”, “Canlı Tabanca” ve “Ölü Bohçası” yer alır. . Kitabın ana ekseni, kırsal ve kentsel yoksulluk, töre, aile içi baskı, göç, kaçakçılık ve kadınların toplumsal konumu. “Bozkır Gelini” öyküsünde yoksulluk nedeniyle 11 yaşında evlendirilen bir kız çocuğunun trajedisi anlatılır; “Birkaç Kaçakçı” kaçakçılığı, “Ölü Bohçası” ise törelerin insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini öne çıkarıyor. Bu yüzden kitap, yalnızca bireysel dramları değil, bu dramları üreten düzeni de hedef alıyor. . Bekir Yıldız’ın en belirgin özelliği, dili fazla süslemeden, hatta kimi zaman sertleştirerek kullanması. Metinlerde yerel ağız, günlük konuşma dili ve doğrudan gözlem hissi güçlü; bu da anlatıya belgesel bir tat veriyor. Gerçekçilik, olayların aktarımını daha da etkili hale getiriyor; okur, kahramanların acısını dışarıdan izlemekten çok onun içine çekiliyor. . Kitabın bence en güçlü yönü, toplumsal yarayı çok net göstermesi ve kadının, çocuğun, yoksulun hayatını romantikleştirmeden anlatması. Ayrıca öyküler kısa olmasına rağmen yoğun bir gerilim barındırıyor; bu yüzden her hikâye tek bir yere odaklanıyor. Buna karşılık, bazı okurlar için anlatının fazla sert, fazla doğrudan ve zaman zaman çok öğretici bulunması mümkün. Çünkü yazar çoğu yerde
Bozkır GeliniBekir Yıldız · Varlık Yayınları · 198548 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:10
Karanlığın Sol Eli: Ursula K. Le Guin'in Felsefi Bilimkurgu Şaheseri olarak tanınan bir eser. 1969'da yayımlanmış. Roman, cinsiyetsiz bir toplum üzerinden insan doğasını, politikayı ve empatiyi sorgulayan derin bir değerlendirme sunuyor. . Hikaye, galaktik birlik Ekumen'in elçisi Genly Ai'nin, buzlu Gethen (Kış) gezegenine gelişini merkeze alır. Gethenliler, yılda sadece "kemmer" döneminde cinsiyet belirleyen androjen bireylerdir; bu durum, kıskançlık, savaş veya cinsiyet temelli ayrımcılığın nadir olduğu bir toplum yaratır. Genly, gezegeni birliğe katma göreviyle politik entrikaların ortasına düşer: Karhide krallığındaki Estraven lideri ve Orgoreyn'in bürokratik rejimi arasında sıkışır. Roman, Genly'nin günlüğü, Estraven'in anlatıları ve mitolojik efsanelerle çok sesli bir yapı kuruyor. . Le Guin, cinsiyet ikiliğini ortadan kaldırarak ataerkil normları ortadan kaldırmayı hedeflemiş: Gethen'de bireyler anne veya baba olabilir, bu da güç/zayıflık, hakimiyet/itibar gibi ikilikleri zayıflatır. Bu yapı, gerçek dünyadaki cinsiyet rollerinin toplumsal şiddeti nasıl beslediğini eleştiriyor ve bireysel özgürlüğü övuyor diyebiliriz. . Genly'nin "öteki" deneyimi, kültürel yalnızlığı yansıtıyor; Estraven'le buzullardaki yolculuk, güven ve dostluğun evrensel gücünü gösteriyor. Politika, ihanet ve sadakat üzerinden totaliter rejimler (Orgoreyn'in Sovyetlere benzeyen bürokrasisi gibi) eleştiriliyor. Roman, iletişimde teknolojinin yetersizliğini de vurguluyor. Çünkü düşünce gücüyle bile empati, ortak mücadeleyle kazanılıyor. . Le Guin'in dili, açık. Hikâyeye yedirilmiş mitler ve felsefe dikkat çekici olabiliyor. Yapı, doğrusal olmayan anlatımla verilmiş ancak yavaş tempo bazı okuyucuları zorlayabilir. . 1969 yılı için oldukça yenilikçi bir eser. Bugün cinsiyet tartışmaları hâlâ
Karanlığın Sol EliUrsula K. Le Guin · Ayrıntı Yayınları · 20213,971 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 23:32
Türk edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan Melih Cevdet Anday, Mikadonun Çöpleri (1967) ile tiyatro tarihimizde devrim niteliğinde bir işe imza atmış. Eser, sadece iki karakter ve tek bir mekân üzerinden insan ruhunun en derin, en karanlık ve en absürt köşelerini anlatıyor. . Oyun, karlı bir gecede sokakta karşılaşan bir "Adam" ve bir "Kadın"ın, adamın evine gelmesiyle başlar. Ancak bu ev, alışılagelmiş bir ev değil; geçmişin hayaletleriyle, yalanlarla ve bitmek bilmeyen oyunlarla dolu bir yer gibi. . Oyunun adı ile içerik arasında bir bağ kurulmuş. Oyun yere saçılan çubukları diğerlerini oynatmadan toplama sanatına dayanıyor. Eserde de karakterlerin birbirlerine anlattıkları hikayeler tıpkı bu çubuklar gibi, biri diğerine dokunursa tüm kurgu çökecektir. . Okur, eser boyunca şu soruyu sorar: Hangisi doğru söylüyor? Cevap ise şu: Doğrunun bir önemi yoktur. Önemli olan, o anki yalnızlığı gidermek için kurulan "oyun"dur. . Anday, bu eserinde Absürt Tiyatro ögelerini ustalıkla kullanmış. Karakterlerin isimlerinin olmaması da onları evrensel bir düzleme taşımış. Karakterler birbirlerine tutunmaya çalışırken aslında sadece kendi kendilerine konuşmuşlar. Dışarıda yağan kar da zamanı durdurmuş gibi. İçerideki gerilim ise geçmişin bugüne, bugünün de hayallere karıştığı bir kaos yaratmış. . Mikadonun Çöpleri, Türk tiyatrosunda olay örgüsünden ziyade durum ve dil üzerine kurulan nadir eserlerden biri. Anday; şiirsel dilini tiyatro sahnesine taşıyarak kelimelerin hem bir duygu gizleyicisi hem de bir itiraf aracı olabileceğini kanıtlamaya çalışmış. . Bu oyun, bitmek bilmeyen bir "gece"nin, insanın kendi içine yaptığı o yolculuğun öyküsü. Okurken karakterlerin birbirine söylediği yalanlarda aslında kendimizden parçalar bulmamız, karakterlerle empati yapmamız eserin
Mikado’nun ÇöpleriMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 20212,031 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 20:54
Polat Özlüoğlu'nun "Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar" romanı, 1980 darbesinin travmalarını bir kadının direniş öyküsü üzerinden işleyen güçlü bir eser. İthaki Yayınları'ndan çıkan kitap, unutma ve hatırlama ikilemini merkeze alarak psikolojik bir derinlik sunuyor. . Roman, yetiştirme yurdunda büyüyen, üniversite yıllarında devrimci mücadelede yer alan ve işkencelerle dolu bir hapishane sürecinden geçen Meşhur adlı kadının hayatını anlatıyor. Meşhur, gençliğini, masumiyetini ve duygularını kaybederek toplumdan uzaklaşsa da perukçu dükkanında Elmas ve taksici Muhsin gibi yan karakterlerle hayata tutunmaya çalışıyor. Bu katmanlı yapı, siyasi baskıların bireysel yaralarını duygu dolu tasvirlerle işliyor. . Zaman sıçramaları, geriye dönüşler ve birden fazla anlatıcı (birinci ve üçüncü şahıs) kullanılarak zenginleştirilen metin, roman içinde romanlar ve metinlerarasılık teknikleriyle ilerliyor. Peruk ve yanık kokusu gibi metaforlar, travmayı duyusal olarak hissettirirken külliyat bölümleri sürpriz bir üst kurmaca katıyor. Bu teknikler, okuru Meşhur'un ruhsal anatomisine ortak ediyor. . 1980 darbesi, işkenceler, kadın direnişi ve toplumsal yasa eserin odak noktası; kadınların mücadelede ikinci planda kalışı da eleştiriliyor. Hafıza travması ve yeniden kurulum, kitabın kalbi: Meşhur'un "meşhur" olmayan silikliği ironik bir direniş sembolü. Eser, resmi tarihe alternatif bir bellek kaydı olarak işlev görüyor. . Son olarak Polat Özlüoğlu, öykü birikimini romana ustalıkla taşıyarak soluksuz bir okuma sunmuş; bitirdiğinizde kitap içte yankılanıyor. Yakın tarihin sert belgelenmesiyle edebiyatın iyileştirici gücünü gösteriyor eser.
Kalbin Durduğu Bütün ZamanlarPolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 2025126 okunma
Reklam