"Masasının gerisinden, üzerinde İsa figürü bulunan haçı burnuma dayamıştı bile; ve çılgınlar gibi, "Ben, ben Hıristiyanım. Senin günahlarını bağışlasın diye ona yalvarıyorum. Senin için acılara katlandığına nasıl inanmazsın?" diye bağırmaya devam etti. Bana sen diye hitap ettiğini fark ettim, artık sabrım tükenmişti. Sıcak gitgide artıyordu. Yarım yamalak dinlediğim birinden kurtulmak istediğimde hep yaptığım gibi, onaylar gibi göründüm. O muzaffer bir edayla, "Gördün mü, gördün mü? İnanıyorsun değil mi, kendini onun ellerine bırakacaksın değil mi?" dedi, şaşkınlık içindeydim. Tabii ben bir kez daha hayır, dedim. O da koltuğa çöküverdi."