• 240 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Hasan Ali Toptaş yeni kitabı Beni Kör Kuyularda ile selamlıyor okurları ve kitap bittiğinde aklımızda kalan onlarca soruyla birlikte kör kuyularda merdivensiz bırakıyor bizleri.
    Roman Güldiyar'ın babasının dükkanına öğle yemeğini götürmek için evden çıkmasıyla başlıyor. Güldiyar eve döndüğünde ise bir daha konuşmamak üzere susuyor. Evde bir köşeye çöküp oturuyor ve ağlamaya başlıyor. Gözlerinden yaşlar değil taşlar akıyor Güldiyar'ın.
    Hasan Ali Toptaş bu noktadan sonra onlarca soru çıkarıyor karşımıza. Güldiyar'a ne olduğu bunların en birincisi elbette. Onun dışında Güldiyar'ın annesi Bahriye'nin bahsettiği Cevher var mesela. Onun hakkında sadece klarnet çaldığını biliyoruz biz ve anlatı boyunca zaman zaman duyuyoruz bu klarnetin sesini fakat Cevher'i hemen hiç görmüyoruz. Bir de Hüseyin meselesi var. Dört yıl önce kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin. Hep bir yerlerden çıkmasını bekliyorsunuz, ha şimdi gelecek ha şimdi çıkacak derken bitiveriyor roman. Sonra komşu Dursun ve Güldiyar'ın babası Muzaffer'in aralarındaki ilişki de başlı başına bir soru işareti bizim için. Aralarında bir dargınlık olduğunu biliyoruz ancak ne olduğunu yine öğrenmiyoruz. Kitap bunlar ve bunlara benzer birçok soru ile okurun ilgisini üst seviyede tutmayı başarıyor haliyle. Siz şimdi bir şey olacak diye nefesinizi tutup beklerken, hiç beklemediğiniz bir yerde hiç beklemdiğiniz bir şekilde bitiveriyor kitap. Sonunda o kör kuyuda elleri bomboş kalan yine siz oluyorsunuz yani. Kitabı bitirdiğim an içimde oluşan boşluk hissini nasıl anlatırım gerçekten bilemiyorum.
    Herhangi bir durumdan mustarip olan, acı içinde ve dert içinde olan bir insanın karşısında o dertten ve acıdan etkilenmeyen insanların ne kadar vurdumduymaz, ne kadar umursamaz olabileceğini de çok ama çok iyi karikatürize ediyor roman. Başkasının çektiği acının o acıyı çekmeyene zevk vermesi olağanüstü bir olay içerisini ustaca yediriliyor. İnsanların çıkarları, çekinceleri, sıkıntıları, korkuları arka planda öyle bir hissettiriyor ki kendini, etkilenmemek ve bu durumu sorgulamamak elde değil.
    Romanın diline ve üslubuna baktığımızda klasik Hasan Ali Toptaş etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz. Akıcı, masalsı bir anlatımı var Toptaş'ın. Kelimelerle öyle bir oynuyor ki, onları öyle şekillerde bir araya getiriyor ki yazar tam anlamıyla edebi bir şölene dönüşüyor anlatı. Postmodern öğeler yine romanda sıkça çıkıyor karşımıza. Kendi romanlarına olan göndermeler, üstkurmaca yapsına hizmet eden hikâyecikler...
    Sonuç olarak daha önce Hasan Ali Toptaş okumuş ve beğenmiş birisine aynı zevki verecek başarılı bir roman. Aynı zamanda kolay takip edilebilir olmasıyla da Hasan Ali Toptaş'a başlangıç için de ideal bir kitap olabilir Beni Kör Kuyularda.