Seleften biri, bir adama: "Hiç günah işledin mi?" diye sordu. Adam: "Evet" dedi. "Peki, Allah'ın bu günahı aleyhine yazdığını biliyor musun?" diye sordu. Adam: "Evet" deyince, şöyle cevap verdi: "O halde, Allah'ın o günahı sildiğini öğreninceye kadar amel işle!"
Ebu'd-Derdâ şöyle der:
"Sizden biri, farkında olmadan müminlerin kalplerinin kendisine lanet etmesinden sakınsın. Kişi, yalnız iken Allah'a isyan eder de Allah da müminlerin kalbine ona karşı nefret hissini atar"
Ebu'l Celed der ki: Allahu Teâlâ, peygamberlerinden birine şöyle vahyetti:
"Kavmine şöyle de: Size ne oluyor ki, günahları benim yarattıklarımdan gizliyorsunuz da bana karşı açıkça işliyorsunuz? Eğer benim sizi görmediğimi düşünüyorsanız, o halde siz bana ortak koşmuş olursunuz. Eğer benim sizi gördüğümü düşünüyorsanız, o halde beni, niçin sizi görenlerin en değersizi kabul ediyorsunuz?"
Ma'rûf el-Kerhî, Bekr bin Huneyş'in şöyle dediğini nakleder: "Nerelerden sakınılması gerektiğini bilmeyen kişi nasıl muttaki olabilir?"
Sonra Ma'rûf şöyle dedi: "Eğer güzel bir şekilde takva sahibi olamazsan, faiz yersin. Eğer güzel bir şekilde takva sahibi olamazsan, bir kadınla karşılaştığında bakışlarına egemen olamazsın. Yine güzel bir şekilde takva sahibi olamazsan, kılıcını kendi omuzuna koymuş olursun. Nitekim Rasûlullah (sav), Muhammed bin Mesleme'ye şöyle buyurdu:
'Ümmetimin ihtilaf ettiğini gördüğünde, kılıcını al ve onunla Uhud'a vur!'"
Ardından Ma'rûf şöyle devam etti: "Şu meclisime gelince, belki bizim ondan da sakınmamız gerekir."
Sonra şöyle dedi: "Sizin, (beni dinlemek için) benimle birlikte mescidden buraya gelişinizden de sakınmamız gerekir. Hadiste şöyle buyurulmuyor mu: 'Kuşkusuz o, peşinden gidilen kimse için fitne ve uyan kimse için de zillettir.' Yani insanların bir adamın ardından yürümesi.