İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç
olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler
gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin
mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Dininde bir ejderhanın yaşadığı bilenen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğunu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesartini gösterecek bir insan bulmaktan kolaydır.
Daha önceleri, Tanrı’nın insana hayattan tat alması için
arzular bağışladığını biliyordum; bugünse anladığım şu ki
gerçek, bunları kat kat aşıyor.
Biliyorum ki Tanrı, kullarının ayrı ayrı değil, beraberce
yaşamalarını istiyor; bu yüzden her birine kendi
gereksinimlerini değil, hepsi için gerekenleri esinliyor.
Biliyorum ki insanlar sadece kendilerini düşünerek var
kalıyor gibi görünseler de aslında onlara hayat veren tek şey
‘sevgi’dir. Seven Tanrı’ya; Tanrı, sevene yaklaşır. Sevgiyi var
eden sadece O’dur çünkü.”