Hareket eden bir şey olan bilim her zaman kendini el üstünde tutan toplumların yanına kaçar bu yüzden doğu bilimsel çalışmaların merkezi değil konusu olmuştur, ve bu konu kendi yararına olmayan hatta sömürü düzeninin yardımcısı konumunda olan Batı emperyalizminin bilimsel ayağını oluşturan oryantalizmdir. Elimizde tuttuğumuz, kurgu ile geçecek arasında Alman oryantalizmi adlı kitapta, 18. Ve 19. Yüzyılda altın çağını yaşayan emperyalizmin batı toplumlarının doğu toplumlarını elde tutulabilmesi ve kültürel olarak da sömürülebilmesi için bu toplumların dil, din ve kültürlerini inceleyerek kültürel olarak da sömürülebilmesi için bir araç niteliği taşıyan, Günümüz şekline bir çok farklı şekline evrildikten sonra varan ilke ve amaçları konusunda ilk başta farklı olarak ele alınsa da günümüz şeklini net bir tarifini yapan yazarımız Dr. Remzi Avcı Alman oryantalizmi özelinde tarifini ve tarihini iyi bir şekilde ve çok kısa bir şekilde ele alarak başlamıştır.
Oryantalizm başlıca sebebinin değinildiği sömürü düzeninin bilimsel ayağını oluşturmak olsa da sadece bu değildir, çünkü Batı’nın aydınlanma çağı ile artık İslam dünyasının artık tanınması gerektiğini fark etmesi, üstelik Hıristiyanlığı kökeninin geldiği topraklarda bulunması ve tabi ki Osmanlı eli ile yayılan, gelişip, güçlenen ve kendilerine rakip olan dine karşı verilen savaşın da farklı bir versiyonu ad etmek gerekir. Oryantalizmin doğu batı çatışması yanında doğu batı etkileşiminin ve doğunun batıyı etkilemesini de ele alır.
Kitap hem Almanların oryantalizm üzerindeki etkisi hemde siyasallaşmasının altında yatan temel mantığı aramakta işin hem siyasi boyutunu hemde kültürel boyutunu irdelemektedir, Üstelik aslında modern/kültürel emperyalizmin ilk temel taşını da göstermektedir, Sultan 2. Abdülhamid döneminde