Şimdiden söyleyeyim, söyleyeceklerim yüksek dozda spoiler içermekte!!
Kitabın başkahramanı oldukça zorlu dönemlerden geçiyor. Yemek yeme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Düzenli bir işi olmadığından maddi açıdan sıkıntı çekiyor. Gittikçe fakirleşiyor, dünyada sahibesi olduğu mal varlığının neredeyse tamamını kaybediyor. Bazen aklını, bazen bilincini, bazen kişiliğini kaybediyor belki ama asla gururunu kaybetmiyor. Acı gerçeklerin her ne kadar farkında olsa da onlarla yüzleşmekten kaçınıyor. Kendini avutuyor çoğu zaman ve etrafındakileri de buna inandırıyor yalanlar söyleyerek. Açlıktan ölmeyi, insanların karşısında mahcup olmaya tercih ediyor. Bunun nedeni belki fıtratında bulunan baş eğmeme, gururunu koruma içgüdüsü belki de kısa bir zaman öncesine kadar sahip olduğu sosyal statü. Kendine inanamıyor belki de. "Daha dün bir dilenciye yardım etmek için 5 kron verebilen ben nasıl olur da bugün sokakta dilencilik yapabilirim?" diyordur belki de.
Kitabı edebiyat hocamın tevsiyesi ile okudum. Hayatında okuduğu en etkileyici romanlardan biri olduğunu söylemişti kendisi fakat ben aynı etkiyi göremedim. Kitapta bir insanın açlığın en üst seviyesiyle başa çıkması, fakirliğiyle baş etmesi ve yaşamını devam ettirmeye çalışması anlatılıyor. Evet, gerçekten de çok etkileyici kısımlar vardı. Özellikle kahramanın açlığını giderebilmek için insan dışı yöntemlere başvurduğu zamanlar... Bunlar konu itibariyle etkileyici zaten ama buna bir de yazarın olayları birebir yaşamış gibi oldukça gerçekçi bir şekilde anlatması eklenince bazı kısımlarda sarsıcı bir etki yaratabiliyor okurun üstünde.
Kitaptan pek etkilenmediğimi söylemiştim. Bunun nedeni, kahramanın çektiği sıkıntıların aslında onun birer imtihanı olması bence.