Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Açlık İncelemesi
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2023 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 14:12
Knut Hamsun ’un yarı otobiyografik eseri olan Açlık , gerçekten sefalet ve açlık üzerine yazılmış en nadide kitap diyebilirim. Öncelikle biraz Knut Hamsun’dan bahsetmek istiyorum. Norveç’in edebiyat dünyasına kattığı en önemli isim olan Knut Hamsun yoksul bir ailenin 7 çocuğundan biridir. Küçük yaşlarda mecburen çalışmaya başlamış ancak okuma hevesini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Şimdi önemli olan bir nokta var. Nasıl olur da Norveç’te yoksulluk çeker diye sorabilirsiniz. Zira 19. Yüzyılda hatta kıyılarında petrol bulana kadar Norveç Avrupa’nın en fakir 2 ülkesinden biriydi (diğeri Arnavutluk). 1960’lardan sonra hem petrol hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının işletilmeye başlamasından sonra Avrupa’nın en müreffeh ülkesi olmuştur. Dolayısıyla Knut Hamsun, Norveç’in en bedbaht döneminde yaşamış, yoksulluğu ve açlığı iliklerine kadar hissetmiş bir insandır. Nobel edebiyat ödülünü Norveç’e getirmesine rağmen, Knut Hamsun Norveç’te halen pek de sevilen bir yazar değildir. Sebebi ise bir Nazi yanlısı olmasıdır. Bu sempatizanlık sadece fikir düzeyinde değil eylem düzeyinde de kendini göstermiştir. Kitabı incelerken Knut Hamsun’un siyasi tarafını bir kenara bırakıp sadece ebedi tarafını ele alacağım. Zira kitap gerçekten de aç bir insanın tüm ruh hallerini ortaya koymakta. Kitabın kahramanı (ismini hiç söylemiyor) bir yazardır, geçimini gazetelere makaleler yazarak sağlamaya çalışmaktadır. Maddi durumu oldukça kötüdür. Ödemelerini sürekli geciktirdiği pansiyonlarda kalmakta, günlerce yemek yemeden bir şeyler üretmeye çalışmaktadır. Açlığı o boyuta gelmiştir ki, hasbelkader midesine bir şey girse, midesi bunu kabul etmeyip kusmaktadır. “…midem artık hiçbir şey almıyordu, yuttuğum tükürük bile öğürmeme sebep oluyordu”. S118 Bazen de açlığını bastırmak için talaş, kumaş gibi şeyleri
Norveç Edebiyatı
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 01:41
Zamanla daralan bir dünya,umuduyla beraber yazarın kendi dünyası da daralıyor kitapta.Açlık,umutsuzluk,adaletsizlik kitapta çarpıcı ve gerçekçi bir şekilde işlenmiş.Fiziksel açlıktan çok ruhsal açlık ön planda.
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Knut Hamsun
Puan vermedi·240 syf.··
2023 12. kitabı
Knut Hamsun hakkında öğrendiğim ilginc bilgiden sonra hemen Açlık kitabını alıp okudum bugun. Açlık nasıl çekilir,neler yaşar insan,duygulari ve onurunu bir kenara koyup ne yapar iliklerime kadar hissettim. Gercekten güzel bir eserdi. Açlıktan bulanan zihnini ,sürekli içinde tuttuğu yaşama umudunun nasıl yavaş yavaş kırıldığını okurken kendimi sorgulamadan geçemedim. Bir kron karşılığında vazgeçtiği şeyleri okusanız içiniz acır. Asagilanmak en nefret ettiği duygu. Keza karakterimiz cok onurlu birisi. Fakat gercekten ölümün eşiğine geldiğinde içindeki iyi insanı öldürüp sahtekarlık bile yapabilecek durumda buluyor kendini. Açlık artık zihnini tamamen ele geçirdiğinde kemik kemiriyor, cebinde bulduğu bir talaş parçasını ağzında çeviriyor. Makale yazıp gazeteye sattığında eline geçen üç beş kronla aldığı pirzolayi bile kabul etmiyor midesi. Kirasını ödeyemediği pansiyondan atılıyor. Fakat sonunu böyle tahmin edemedim. Yani o kadar yoğun dramdan sonra sonu beni mutlu etti. Gelelim yazarin Hitler hayranlığına. Oslo da eserlerini Hitler e adadığı ve Nazizm e hayranlık duyduğu söylentisi yayilinca okurları kitaplarini getirip evin bahçesine atarak sessiz eylem yapıyor. Sessiz eylem büyüyüp ses getirince Knut Hamsun a para cezası veriyor hükumet. Bu kadar içten duygular yazan bir yazarin Hitler sevgisi benim için şaşkınlık yaratan bir durum oldu. O halde sizde içinizde bir dengesizlik yasayin Sevgiler Knut Hamsun
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi
Şimdiden söyleyeyim, söyleyeceklerim yüksek dozda spoiler içermekte!! Kitabın başkahramanı oldukça zorlu dönemlerden geçiyor. Yemek yeme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Düzenli bir işi olmadığından maddi açıdan sıkıntı çekiyor. Gittikçe fakirleşiyor, dünyada sahibesi olduğu mal varlığının neredeyse tamamını kaybediyor. Bazen aklını, bazen bilincini, bazen kişiliğini kaybediyor belki ama asla gururunu kaybetmiyor. Acı gerçeklerin her ne kadar farkında olsa da onlarla yüzleşmekten kaçınıyor. Kendini avutuyor çoğu zaman ve etrafındakileri de buna inandırıyor yalanlar söyleyerek. Açlıktan ölmeyi, insanların karşısında mahcup olmaya tercih ediyor. Bunun nedeni belki fıtratında bulunan baş eğmeme, gururunu koruma içgüdüsü belki de kısa bir zaman öncesine kadar sahip olduğu sosyal statü. Kendine inanamıyor belki de. "Daha dün bir dilenciye yardım etmek için 5 kron verebilen ben nasıl olur da bugün sokakta dilencilik yapabilirim?" diyordur belki de. Kitabı edebiyat hocamın tevsiyesi ile okudum. Hayatında okuduğu en etkileyici romanlardan biri olduğunu söylemişti kendisi fakat ben aynı etkiyi göremedim. Kitapta bir insanın açlığın en üst seviyesiyle başa çıkması, fakirliğiyle baş etmesi ve yaşamını devam ettirmeye çalışması anlatılıyor. Evet, gerçekten de çok etkileyici kısımlar vardı. Özellikle kahramanın açlığını giderebilmek için insan dışı yöntemlere başvurduğu zamanlar... Bunlar konu itibariyle etkileyici zaten ama buna bir de yazarın olayları birebir yaşamış gibi oldukça gerçekçi bir şekilde anlatması eklenince bazı kısımlarda sarsıcı bir etki yaratabiliyor okurun üstünde. Kitaptan pek etkilenmediğimi söylemiştim. Bunun nedeni, kahramanın çektiği sıkıntıların aslında onun birer imtihanı olması bence.
Hayat ve İnsan
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Aç açına gezindiğim günlerdi
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 23:51
"Kimsenin tokadını yemeden terk etmediği bu tuhaf şehirde, Kristina'da aç açına gezindiğim günlerdi."diye başlıyor roman." "Körfezden ayrılırken bitkinlikten terlemiş haldeydim, karaya doğru baktım ve pencereleri aydınlık evlerle dolu Kristiana şehrine şimdilik hoşça kal dedim." şeklinde bitiyor. Bu iki paragraf arasında yazar olmak için uğraşan ama istediğini bir türlü elde edemeyen kahramanın çektiği sıkıntıları okuyoruz. (Okuyoruz demek istemiyorum adeta yaşıyoruz.) Hayatını idame ettirebilmek için farklı işlere başvuruyor ama türlü nedenlerle hiçbir işe alınmıyor. "Son zamanlarda hayatımda her şey ne kadar da kötü gitmişti, ne bir tarağım ne de üzgün olduğumda okuyabileceğim bir kitabım vardı."( Tarak ve kitaba bile erişemiyor kaldı ki karnını doyuracak parası yok.) Okuma- yazmaya meraklı, müthiş bir gözlem yeteneği de var dolayısıyla kendini yazmaya adıyor ve gazetelere makale yazıyor, elde ettiği kazanç da sadece birkaç gün idare etmesine olanak sağlıyor. Günlerce aç açına geziyor. " Ceketimin bir cebini yırttım ve onu çiğnemeye başladım." Bunun gibi başka yollar da deniyor. Tahta parçaları bulup çiğniyor, kemik kemiriyor, ağzına taş alıyor, parmağını ısırıyor... Bu süreçte sinirleri de yıpranıyor ve Tanrı'dan vazgeçtiğini söylese de yaşamaktan asla vazgeçmiyor:" Ölmem gerektiğini biliyorum ama seninle, ölümle göz gözeyken bile alay ediyorum. Ben felakete boyun eğmem bunu bilmen gerekmez miydi? Kalbimi uykunda mı yarattın?"diye isyanı gerçekten yaşadığı felaketin ne kadar acı boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor. Böylece kendinden değil ama şehrinden vazgeçiyor. Günümüzde bu durumun benzer yönlerini yaşayan bir sürü insan da önce yaşadığı yerden vazgeçiyor sırf karnını doyurabilmek için. Çünkü değer görmeyen her şey bir gün mutlaka ölüyor... Kitabı, yazarın
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 111. kitabı
Yazarın kalemini artık hepten sevmeye başladım bu yazardan okuduğum üçüncü kitaptı. Kitap açlık ve yoksulluk serüvenini üzerine anlatılmış. Ünlü bir yazar olma arzusuyla yanıp tutuşan bir gencin açlığa karşı verdiği mücadelenin dokunaklı hikayesi. Kendini keşfetme yolundaki bu gencin verdiği mücadele okumaya şayan. yoğun bir iç çatışmaya maruz kalıyoruz bazen duygusal bazense esprili bir dille bize olaylar aktarılmış. Okurken o açlık hissini ve çabalama hissini sizde hissedeceksiniz. Park ve mezarlıklarda sabahlayan birini düşünün ve bu kisi çoğu zaman açlık içinde üstüne üstlük gururlu bir gençtir. Ve kendisinin hayal gücü çok geniştir. Okurken bile dedim ki bunları yasayan binlerce insan bile vardır. Bunu düşündükçe insan kötü oluyor. Ayrıca kitaptaki karakterin aç olmasına rağmen hırsızlık ve dilenciliği düşünmemesi beni o kadar gururlandırdı ki. Bir çok yerinde o kadar duygulandırdı ki insanın ağlayası bile geliyor. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Kitaptaki anlatımının da sürükleyici olması kitabı bir çırpıda okumamı sağladı. O kadar güzel anlamlar barındırıyordu ki içerisinde okurken anlamamak mümkün değil. Kitaptaki karaktere bazen çok kızdım neden bu kadar hislerinden kafanı karıştırıyorsun diye. Birde kadın bir karakter vardı o da ayrı bir olaydı ama ikisininde temiz yürekli olması beni sevindirdi. Bu kitabın gerçek bir tarafı çünkü kitap yazarın yaşam öyküsünü değiniyor. O kadar olaylarlar oluyor ki yazdığı bir şeyin sonunu getiremesi de ayrı bir olaydı sürekli kötü bir şey oluyordu tabi en önemli olan şey aç kalması, evi olmaması vs. Modern ve psikolojik edebiyatın önde gelen kitaplarından biri. Kesinlikle tavsiye ederim bu tür sevenler kesinlikle sevecekler.
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2024 33. kitabı
Aslında önceki iletiyi attığım zaman aklımda başka bir şey vardı ama ondan vazgeçtim bi tık o yüzden o kadar müthiş olamayacak. Şöyle ki, sıradan bir kitap olarak görüyorum aman aman bir özelliği yok benim için. Ama kitabın bendeki karşılığı kısmına hocaya vereceğim için ingilizce sınavından götürdüğü birkaç puan ve edebiyata kazandıracağı puanlar, hayatımdan gereğinden fazla çaldığı üç saat (çok bayıla bayıla okudum, çok iyi değildim) dışında bir şey bulmakta zorlandım açıkçası. Öyle yani, önerir misin dense hayır derim herhalde
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·234 syf.··
2025 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 13:58
Kitapta buram buram açlık olsa da yazarın dili, kahramanın duygusal yönü açısından açlığı değil de bir adamın günlük avareliğini okumuş gibi hissettim. Adeta "Aylak Adam" gibi. Daha duygusal daha açlığı belli eden cümleler, hisler beklerdim. Kemiği emerek karnını doyurmaya çalıştığı esnada bile okuyucuyu başka bir detaya çektiği için okuyucu sadece aylaklığıyla meşgul oluyor.
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 120. kitabı
Knut Hamsun 'un yazdığı kitapları okurken o dönemin sahnesinde olmayı seviyorum. Yazarın duyguları aktarma şekli, satırları sadece okumayıp yaşatıyor okuyucuya adeta. #açlık romanı yazarın hem otobiyografik öğeler taşımasıyla, Hamsun ile ilgili detaylar vermesi açısından önemli bir zemin. 1890 yılında yayınlanmış olması dolayısıyla geçtiği dönem itibariyle ilgimi çekiyor. Geçmişte olmayı seviyorum. Kitap ile ilgili konuşacak konu başlıkları oldukça toplumsal. Açlık, gurur, adalet, umut gibi kavramların tersi güzergahta olanlarını, terazinin iki tarafına koyuyorsunuz. Hem bireysel hem de toplumsal anlamda çok şey anlatıyor. Açlık hissinin bu kadar güzel kelimelere döküldüğü çok az kitap okumuşumdur. Hem bu yoksunluk ile mücadele ederken diğer yandan da yaşama karşı duruşunu bozmamaya çalışan bir gencin hikayesi. Bir insan ne kadar aç kalabilir derseniz işte bu kadar diyebileceğimiz bir eser kesinlikle. Yazmak ise gencin en büyük tutkusu. Bu uğurda her şeye katlanabilen bir insanın açlıkla mücadelesini okurken toplumsal konuları da aklınızdan geçiriyorsunuz. Artık açlık ne kadar alçak bir kapıysa, insan oradan geçmek için o kadar eğilirmiş. Yeryüzü ilginç bir yer. Üç beş kuruş için belki de karnını doyurmak için ceketinin düğmesini satmak isteyen insanların var olduğunu bilmek, birçok kavram ile ilgili düşünmeye itiyor sizi. İnsan, ruhunun ve bedeninin alışkın olmadığı bir şeyi kusması gibi, uzun zamandır yemek yemediği için vücudunun kabul etmediğini görmek, bedenin bir tepkisiydi belki de. Açlık ile mücadele ederken yaşamla bağını da kesmemeye çalışan gencin hikayesi üzerinde konuşacağımız ne çok başlık var.
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2023 14:45
Merhabalar, bugün Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Knut Hamsun'dan okuduğum ikinci eser olan "Açlık'ın yorumu ile karşınızdayım. Baş karakterimiz birşeyler yazarak para kazanmaya çalışan, yoksulluğu dibine kadar yaşayan biri. En büyük hayali yazar olmaktır. Yazmakta zorlandığı zamanlarda Tanrı ve hayat ile çekişme içerisine girer. Sürekli şikayet, kötüleme, kendini yetersiz görme gibi duyguları yaşar. Bazende bir anda aklına yazacağı birşeyler gelir, işte o zaman Tanrı ile tekrar barışır ve bütün dünya gözüne mükemmel görünür. Hayat yasamaya değerdir. Kirasını ödeyemediği için sokakta kalan genç adam sürekli bir ruhsal hesaplaşma ile dolu günler geçirir. Genç adamın ismi kitapta geçmiyor zaten gerekte yok. Çünkü otobiyografik bir eser olan 'Açlık'ta yazar kendi yazma sürecinde yaşadığı zorlukları ve iç dünyasını bizlere sunmuş. Yazamadığı zamanlar ne sıkıntılar çektiğini, nasıl bir sefaletle mücadele ettiğini görüyoruz. Edebi eserler vermek için mücadele eden bir gencin çektiği sıkıntılar ve bunun gerçek olduğunu bilmek üzücüydü. Nobel kazanarak zaten ne kadar başarılı olduğunu kanıtlamış ama bu yolculuğu oldukça sancılı geçmiş. Yazarın kalemini, kendi iç dünyasını anlatış biçimini seviyorum. Herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap.
Modern Klasik
AçlıkKnut Hamsun · Olimpos Yayınları · 202335,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.