Her şeyi bırakalım, en temelde istediğimiz şey bir sonumuzun olmaması, en azından öldükten sonra
"Sonra" deyişimiz boşuna değil, bitmeyi bilmiyoruz, varız biz ve devam ediyoruz, birleşsek de, birbirimizle karışsak da, ayrılsak da devamı arıyoruz, süreni, olacağı arzuluyoruz, bitmek bizden değil, varlık çıktıktan itibaren yokluk mümkün değil, sürüyoruz, sürmeliyiz
Noktalanmayacağız, hayır, virgüller bizi devam ettiriyor, öyle ki kitabın da gönlü razı gelmemiş buna, bitmemiş, yazılanlar değil yazılma arzusu bitmeyen, noktalanmamış kitap, bir noktanın olmayışı bir inancı simgelemiş, virgüller dile gelmiş "Ben inancım" diye, var oluşun, devamın, süreğin inancı
Zaten neden bitmeliyiz? Sorular varken, verilebilecek yüzlerce cevap varken neden dinmeliyiz? Geçmiş bile dindi mi? Olan biteni yok saymak içimize sindi mi? Sorular var, noktalar yok, devam var, yokluk yok
Ölüm var, yine yokluk yok, ölüme kucağını açan kitap, umudu da sarıyor göğsüne, doğmuş ve yaşlanmış o beden parçasına değil ruha çeviriyor yüzünü, hayal gören o ruha, hayalle sonsuzlaşan
Bu yüzden olacak ki salt bir ölüm gerçeğini çığırmıyor kitap, ölümün ardındaki inancı da tasarlıyor, en sonunda bile noktalanmamasıyla tescilliyor bu inancı
Kitap sonsuzluğa böyle süregiderken benim de anlattıklarımı noktalamaya içim el vermiyor, belki de noktayı çoğaltmak lazım, çünkü bir noktanın tersine o, varlığı sonsuzlaştırıyor
...