Psikolojiyi alabildiğine kesin,mutlak bir bilim dalı haline getirerek en küçük yaşam pınarlarının bile göz önüne serilmesini sağlamak elimizde miydi?Şu durumda kendi kendimizi hep yanlış anlıyor,başkalarını da pek seyrek anlayabiliyorduk.Deneyim denen şey etik yönden bir değer taşımıyordu.İnsanların hatalarına verdikleri bir addan ibaretti.Ahlakçılar genel olarak bunu bir tür uyarı saymışlar,kişiliğin gelişmesinde etik bir yarari olduğunu ileri sürmüşler,neyi izleyip neden kaçınacağımıza ilişkin bir işaret diye övünmüşlerdi.Şu var ki deneyim de itici güç yoktu.Oynadığı etkin rol vicdanın rolü kadar önem önemsizdi.Ortaya koyduğu tek gerçek geleceğimizin de geçmişimize eş olacağıydı;bundan daha önce bir kez,tiksinerek işlediğimiz günahı bundan böyle bir çok kez işleyecektik hem de seve seve.