Siz Allah'a emanet, bu fâni satırlar size
" Gülüp eğlenmemiz, hiçbir şey hissetmediğimiz anlamına gelmez. Her şeye eyvallah demekle olmuyor bazen, insanın içi içine sığmıyor. Neler yaşadığını, hangi yollardan geçtiğini bilmeden yargılamak kolaydır. Kimseye anlatamadıkların, hatta kendine bile itiraf etmeye çekindiklerin vardır, öyle şeyler ki burdaki dünyaya bile sığmaz. Belki farkında olmadan birkaç satıra dökülürler ama onları en iyi Allah görür, Allah bilir. İnsan bazen elinden gelen her şeyi yapsa da yetmez. Yanlışlar olur, yanlış seçimler yapılır; nihayetinde insanız. Çözümler göstermek yerine, yapılan hatalar tek tek yüzüne vurulur. Oysa daha beterini yapanlar bile bu kadar yıpratılmadı. Yine de güçlü kalmak zorundasın, çoğu zaman tek başına. Tek bildiğim her şeyin en hayırlısı Allah'ın takdir ettiği yoldadır. Bu Kitaplar, rahat kafayla okunmalı, hissetmen gerek, hakketmen gerek. Bayadır görmediğim gülüşümü aramaya, ve ben, geç de olsa, kendimi bulmaya ve kendi dünyamı aramaya devam ediyorum..."
Duygu ve Düşünce
“Kadın ve erkek farklılıklarına rağmen eşittirler”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Kadın ve erkeğin beyin yapısı, ruhsal ve psikolojik yönden birbirlerinden pek çok farklı yönü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ancak iki cinsten birinin diğerinden üstün değil, iki cinsin bir elmanın yarısı gibi bir birini tamamladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son dönemlerde yoğun bir şekilde süregiden kadın-erkek eşitliği konusundaki tartışmalara açıklık getirdi. Tarhan, “Kadın Psikolojisi” isimli kitabında iki cinsi biyolojik ve psikolojik yönleriyle tahlil eden Tarhan, önemli ayrıntılara dikkat çekiyor. Son 10-15 yıldır nörolojik bilimlerdeki devrim ve genetik bilimlerdeki olağanüstü gelişmelerin kadın erkek farklılıklarını yeniden ele almayı zorunlu hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu değerlendirmelerde bulunuyor. Kadına biçilen roller yeniden değerlendirilmeli “Birinci önermemiz, kadının biyolojisini göz önüne almadan onun için en uygun olanın tanımlanamayacağı gerçeğidir” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İkincisi, kültürel ve geleneksel aktarımların kadına biçtiği rollerin, günün verilerine göre yeniden tanımlanması gerektiği gerçeği. Üçüncü önermemiz, modernizmin getirdiği sosyokültürel değerlere rağmen ruh sağlığımızdaki olumsuz gidişatın kadın psikolojisi üzerindeki sonuçlarını gözden geçirmek gerekliliği. Dördüncü ise, kadına ikinci sınıf olmayı öneren erkek egemen kültüre karşı, kadın erkek savaşlarını teşvik eden feminizmin yanlışı yanlışla düzeltmeye çalıştığının kanıtlanması” dedi. “Ortalama erkek, ortalama kadından daha üstündür” düşüncesinin Aristoteles’in tezi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aynı tez materyalizmin teorisyenlerinden Nietzsche tarafından da savunuldu. “Peki, günümüze gelindiğinde bu durumun alternatifi nedir?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben Kusura Değil, Hep Sana Baktım
Belki sen farkında bile değildin ama ben seni severken kusurlarınla kavga etmedim. Çünkü hiçbir insanın eksiksiz olmadığını biliyordum. Bu yüzden hatalarını bir hesap defteri gibi önümde tutmadım. Yanlışlarını büyütmedim, eksiklerini yüzüne vurmadım. Seni değiştirmeye çalışmadım. Çünkü sevmenin biraz da karşındaki insanı olduğu gibi kabul etmek olduğuna inanıyordum. Kusursuz değildin, ben de seni kusursuz sanmadım. Ama seni kusurlarınla birlikte sevdim. Bazı kırgınlıkları görmezden geldim, bazı sözlerini duymamayı seçtim. Eksiklerini sana karşı kullanmadım. Çünkü sana duyduğum sevgi, kusurlarının bittiği yerde değil, tam da onların arasında büyüdü. Yine de zamanla fark ettiğim bir şey oldu. Ben senin hatalarına anlayış gösterirken, aynı anlayışın bana gösterileceğinden hiçbir zaman emin olamadım. Hatta içten içe biliyordum, senin yaptıklarını ben yapmış olsaydım, bana aynı sabrı göstermezdin. Benim sustuğum yerde sen susmazdın, benim affettiğim yerde sen affetmezdin. İnsan bazen bir gerçeği kabul etmek istemese de kalbi ondan kaçamıyor. Belki de can yakan şey yapılan hatalar değil, sevgiyi taşıma biçimlerimizin birbirinden bu kadar farklı olmasıdır. Ben en derin yaraları örtmeye çalışırken, sen en küçük çizikleri bile büyütebilirdin. İşte o zaman insan, sevginin yalnızca sevmek değil, aynı zamanda anlayabilmek ve adil olabilmek olduğunu öğreniyor. Bugün dönüp baktığımda sana kızgın değilim. Sadece bazı sevgilerin aynı kalpte büyüse bile aynı şekilde yaşanmadığını biliyorum. Çünkü bir insanı gerçekten sevdiğinde, bazen onun yükünü de taşıyorsun. Ama herkes başkasının yükünü taşımaya aynı ölçüde razı olmuyor. Hayatın da sevginin de değişmeyen bir hesabı var. Kimse başkasının vicdanıyla yargılanmıyor. Her koyun kendi bacağından asılır, her yürek de sevgisiyle
İkaz amaçlı sanatın en güzel türü, ahlaki ama "ahlakçı" olmayan sanat, kötü şeylerin cazibesine kapılmanın ne kadar kolay olduğunu iyi bilir. Malum, iyi insanların da, sonunda büyük hatalar yaptığı, bunu da istemeden yaptıkları bir vakıadır. Martineau'nun tablosunda, kocanın kumar ve içki sorunları olduğunu çıkarsayabiliriz (yere yan konulan yarış atı resminde ve adamın arkasındaki içki sürahisinde bunun ipuçları gizlidir). Bu adam şimdi de oğlunu alıştırmaktadır, beyefendilere özgü bu kötü huylara. Ama cani biri değildir, cana yakın ve kalender tebessümü zorlama değildir. Herkesi mutlu etmek ister gibidir, sadece güvenilmez ve kolay gaza gelen biridir o kadar. Küçük ahmaklıklarının birikerek sonunda onu nasıl mülkünü satmak zorunda bırakacağını tahmin edebiliriz. Nesiller boyu ailesine ait olan evin (antika şömine, zırh ve portreler bunun kanıtıdır) uçup gidişine seyirci kalacaktır. Ressam bunun utancını ve hüznünü, kendi davranışlarımıza tesir eder umuduyla, bütün gücüyle bize hissettirmeye çalışır; çünkü çoğumuz bu adamın kötü alışkanlıklarından birkaçını kendi nefsimizde barındırırız. S. 38 Terapi Olarak Sanat
Sanat
Her olaydan kendime bir ders çıkartırım affederim ama asla bi daha eskisi gibi olmam
Alıntı
1000Kitap'ın son dönemde getirdiği güncellemeler ve platformun genel işleyişinde yaşanan bitmek bilmeyen teknik aksaklıklar cidden sabır sınırlarını zorlamaya başladı bir sosyal medya platformunun en temel, en birincil amacı kullanıcılar arasındaki etkileşimi artırmak ve iletişimi en kolay hale getirmektir ama şu an uygulamanın yaptığı her hamle resmen bu amaca tamamen ters düşüyor... günde belirli sayıda kişiyi etiketleme kısıtlaması getirmek hangi mantığa sığıyor acaba, bunu cidden birinin açıklaması lazım şaka gibi ama platformda bir sorun yaşadığımızda durumu bildirmek için 1000Kitap destek ekibini bile etiketleyemiyoruz, önümüze uyarı metni çıkıyor önceden son derece akıcı, sorunsuz ve topluluğun rahatça iletişim kurabildiği o sistemin, her yeni güncellemede gün geçtikçe daha hantal, daha kısıtlayıcı ve insanı yoran bir yapıya bürünmesini hayretle izliyorum cidden bunun da ötesinde, telefonumuza veya profilimize bildirim gelmesine rağmen iletilerin altındaki yorumların görüntülenememesi, sayfayı defalarca yenilesek bile yorumların tamamen kaybolması gibi saçma sapan sistemsel hatalar buradaki samimi okur topluluğunu doğrudan baltalıyor ve insanı uygulamadan tamamen soğutuyor 😭 bizler buraya kitaplar hakkında konuşmak, okuduklarımızı paylaşmak için geliyoruz ama uygulama getirdiği bu anlamsız kurallarla resmen önümüze duvarlar örüyor o yüzden paylaşımlarıma gelen o güzel yorumlarınıza ve sorularınıza anında geri dönüş yapamazsam, bunun tamamen benimle değil 1000Kitap platformunun bu teknik yetersizlikleri ve can sıkıcı buglarıyla alakalı olduğunu bilmenizi isterim kesinlikle bilerek bakmamazlık yapmam , o yüzden yaşanan bu saçma aksaklıklardan dolayı hepinizden çok özür dilerim 😭😭 umarım platform yönetimi ve geliştiriciler kullanıcıları canından bezdiren bu
1000Kitap Eleştri