Seküler eleştirel bir zihin "Kur'an'da farklı yerlerde aynı ayet geçiyor, herhalde unutulduğu için tekrarlanmış," diyordu. Bir genç arkadaş var Bursa Üniversitesinde: "Kuran-ı Kerim'de birçok yerde aynı ayet geçiyor ama siyâk ve sibak'a bakın farklı manalarda geçiyor." dedi. Akış içinde farklı yerlerde ve farklı manalarda geçiyor, onu yakalayamazsanız, hâşâ bu hataya düşersiniz. Böyle seküler, eleştirel baktığınız zaman zaten Kur'an da bir klasik metin oluyor. İyi bir metin. Ama inanarak baktığınız za man bir şifa kaynağı oluyor. Kur'an iman içre tavzihine baktığınız zaman, o kompakt, huzur veren bir metin oluyor, siz orada birisini yakalıyorsunuz. Hazreti Yunus'u yakalıyorsunuz, Eşrefzade Rûmi'yi yakalıyorsunuz, Hazreti Niyazi'yi yakalıyorsunuz. Misri biraz pervasız ama yakalıyorsunuz. Böyle gidiyor. Sonra daha da geliyor. Biraz sohbetinde bulunduğum bir şeyh efendiden "Bu da geçer ya hû"yu öğreniyorsun. Hakikaten geçiyor bir süre sonra bakıyorsun. Mühim olan direnmek. İtikadı, itimadı bağlantıyı kaybetmemek. "Bu da geçer ya hú" Biraz da mizah yapalım. Külhanbey, eski zamanda bir iş ile başı dertte, Şeyh Baba'ya gidiyor, halini arz ediyor. Şeyh Baba ona "Bu da geçer ya hû." deyince, o da cevaban ama Şeyh Baba'ya "Deler de geçer" diyor. Böyle şeyler de oluyor. Bunlar da işin latife tarafıdır.