Mücahid Aksüt

Mecburiyet Caddesi
Dr. Nilay haklıydı. Durmadan yağan kar, akmayan sular, gelmeyen elektrikler, açılmayan kepenkler arasında ziyadesiyle yaşanan, idrak edilen, yudum yudum tadılan zamanlar inşa etmez isek önce kendimizi zehirlerdik. Bizden çıkan zehir bütün zamanları zehirlemeye yeterdi. Yaşamıyor gibi yaşamayacaktık. Yaşadığımız her ana şükrederek, idrak ederek, Nilay'ın tabiri ile saniyelerin üzerine imzamızı atarak yaşayacaktık.
Sayfa 139 - Profil
Hayat ve İnsan
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yalnızlığımdan gayri ne getirdim buraya/ Mecburiyet caddesi
Kaçış ile hicreti birbirinden ayıran nedir? Kaçan kaçtığı ile gelmiştir. Hicret eden umutları ile. Ben hangisiyim?
Sayfa 139 - Profil
Hayat ve İnsan
İnanarak Bakmak
Seküler eleştirel bir zihin "Kur'an'da farklı yerlerde aynı ayet geçiyor, herhalde unutulduğu için tekrarlanmış," diyordu. Bir genç arkadaş var Bursa Üniversitesinde: "Kuran-ı Kerim'de birçok yerde aynı ayet geçiyor ama siyâk ve sibak'a bakın farklı manalarda geçiyor." dedi. Akış içinde farklı yerlerde ve farklı manalarda geçiyor, onu yakalayamazsanız, hâşâ bu hataya düşersiniz. Böyle seküler, eleştirel baktığınız zaman zaten Kur'an da bir klasik metin oluyor. İyi bir metin. Ama inanarak baktığınız za man bir şifa kaynağı oluyor. Kur'an iman içre tavzihine baktığınız zaman, o kompakt, huzur veren bir metin oluyor, siz orada birisini yakalıyorsunuz. Hazreti Yunus'u yakalıyorsunuz, Eşrefzade Rûmi'yi yakalıyorsunuz, Hazreti Niyazi'yi yakalıyorsunuz. Misri biraz pervasız ama yakalıyorsunuz. Böyle gidiyor. Sonra daha da geliyor. Biraz sohbetinde bulunduğum bir şeyh efendiden "Bu da geçer ya hû"yu öğreniyorsun. Hakikaten geçiyor bir süre sonra bakıyorsun. Mühim olan direnmek. İtikadı, itimadı bağlantıyı kaybetmemek. "Bu da geçer ya hú" Biraz da mizah yapalım. Külhanbey, eski zamanda bir iş ile başı dertte, Şeyh Baba'ya gidiyor, halini arz ediyor. Şeyh Baba ona "Bu da geçer ya hû." deyince, o da cevaban ama Şeyh Baba'ya "Deler de geçer" diyor. Böyle şeyler de oluyor. Bunlar da işin latife tarafıdır.
Sayfa 85 - Turkuvaz·Kitabı okuyor
Alıntı
Yavaş şehirler
SÖ: Modernite yavaş yavaş Orta Çağ Hristiyan şehirlerine hâkim olmaya başlayınca orada bir hız problemi ortaya çıktı. Modernistler diyorlar ki, "Bunlar şehirde fazla vakit geçirmesin, vakitlerini biz alalım." Ve mesela Londra'da hız başlıyor. Hızlı at arabaları çıkıyor. Halbuki daha evvelden hayat daha yavaş yaşanıyor. İnsan varlığının çevreyi algılaması için belli bir zaman lazım. Önce görüyor, sonra duyuyor, hissediyor ve içinde bir miktar yaşıyor. Hız geldiği anda siz şehrin içinde sadece fiziken yaşıyorsunuz ama zihnen ve ruhen yaşamıyorsunuz. Süratle geçiyor. Adeta bu hız meselesi modernitenin bir temel argümanı ve şehri o şekilde dönüştürüyor. Şimdi cittaslow diyorlar. Yavaş yaşanan şehirler. Büyükşehirden kaçan insanların sığınağı gibi oluyor. Esas itibarıyle klasik şehirlerde yürüme esastır. Şehrin büyüklüğü, şehrin fiziksel imkânları ve şerin cazibesi böyle algılanır, deneyimlenir... Ne gibi cazibe? Bir çınar ağacı, bir küçük meydancık, bir çeşme, iki üç sandalye, bir mescit. KS: İki yolun birbiriyle bitiştiği yerde bir çeşme. SÖ: Evet, bir küçük mescit. Ben mesela gençliğimde bazı semtle yürüyerek giderdim.
Sayfa 71 - Turkuvaz·Kitabı okuyor
Nasıl oldu anlamadık
Veba'yı bir kaç defa okudum. O Veba'da hiç unutamadığım bir hekim var Doktor diyor ki, "Veba nasıl geldi anlayamadık, nasıl gitti onu da anlayamadık." Romanın ana fikri odur. Hayatta sizin iddiah ol duğunuz bir konudaki problemin nasıl geldiğini ve nasıl gittiğini anlayamazsınız. O bakımdan büyükler demişlerdir ki "Hiç iddial olma, Allah seni iddialı olduğun konudan imtihan eder." Beethoven çok iddialı bir adamdı çok da önemserim kendisini. Klasik Batı Müziğinin felsefi açıdan en derin adamıdır. Cenâb-ı Allah onu sağırlıkla imtihan ediyor. Müthiş bir şey yani ve sağır olduğu halde hâlâ beste yapıyor. Böyle işte hayat. Bakın kaygısız başım azıcık aşım, kendi işime bakarım, hiç iddialı olmaya çalışmam ama varlığınızdaki gizli cevherleri lütfen keşfedin.
Sayfa 26 - Turkuvaz·Kitabı okuyor
Hayat ve İnsan