Savaşın asıl yaptığı, yok etmektir ama ille de insanları yok etmesi gerekmez, insan emeğinin ürünlerini de yok eder. Savaş, halk kitlelerini fazlasıyla rahata erdirecek, dolayısıyla uzun sürede kafalarının fazlasıyla çalışmasını sağlayacak araç gereç ve donatımı paramparça etmenin, stratosfere yollamanın ya da denizin dibine göndermenin bir yoludur.
Örneğin, Bağımsızlık Bildirgesi'nin
şu ünlü bölümünü alalım:
Şu gerçeklerin su götürmez olduğu kanısındayız: Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır ve Yaradan onlara yaşam, özgürlük ve mutlu olmak gibi geri alınamaz bazı haklar bağışlamıştır. İnsanlar, bu hakların güvence altına alınması için yasal yetkilerini halkın onayından alan hükümetler kurmuşlardır. Bu hakları yok etmeye kalkışan herhangi bir hükümeti değiştirmek ya da ortadan kaldırmak ve yerine
yeni bir hükümet kurmak halkın hakkıdır.
Önüne kesin bir hedef koyan her insan
gibi, daha canlı ve hatta daha azimli biri
olup çıkıvermişti. Ne istediğini ve bunun
için neler yapması gerektiğini biliyordu.
Hayatı boyunca bu sahne gözünün
önüne geldikçe, genç adam elleriyle
yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne
kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü,
terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta
toplum tarafından asil ve şerefli insanlar
olarak kabul görmüş kişilerde bile ne
kadar gaddarca bir yan olabildiği
gerçeğini gördükçe, derinden sarsıldı.