Jean Teulé’nin Dansa Davet adlı romanı, 1518 yılında Strasbourg’da yaşanmış olan “dans vebası” olarak bilinen gerçek bir olaydan yola çıkar. Kentte bir kadının hiçbir müzik olmadan, istemsizce sokakta dans etmeye başlaması kısa sürede başkalarına da bulaşır ve olay kitlesel bir çılgınlığa dönüşür. İnsanlar günlerce durmadan dans eder, yorgunluktan bayılır, sakatlanır ve bazıları hayatını kaybeder. Roman, bu olağanüstü olayın arkasındaki toplumsal zemini ayrıntılı biçimde ele alır. Açlık, salgın hastalıklar, yoksulluk ve yoğun dini baskı altında yaşayan halk, büyük bir çaresizlik içindedir. Bu nedenle dans, romanda sadece fiziksel bir hareket değil; acının, korkunun ve umutsuzluğun bedensel bir dışavurumu hâline gelir.
Teulé, bu olay üzerinden bireysel delilikten çok, toplumun kolektif psikolojisini sorgular. Yetkililerin ve kilisenin akılcı çözümler üretmek yerine hurafelere ve baskıya yönelmesi, felaketin büyümesine neden olur. Böylece roman, dans salgınını merkezine alırken aynı zamanda dönemin sosyal düzenini, otorite anlayışını ve insanın dayanma sınırlarını da konu edinir. Dansa Davet, insan bedeninin ve toplumun, katlanılamaz koşullar karşısında nasıl kontrolden çıkabildiğini anlatan çarpıcı bir tarihsel romandır. Okuması keyifli bir kitaptı.