“çok çalışıyorum. onlardan ziyâde kendim için, kendimi işsizlik ve yalnızlığın müzmin melâline kaptırmamak için geceli gündüzlü didiniyorum. muvaffaksizliğe uğradıkça meyus oluyorum. bu bulanık, durgun gözlü karanlık ruhlu çocuklarda biraz düşünce, bir parça yaşamak zevki uyandırdığımı hissedince seviniyorum.”
“kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felâketlerin son bi’ilacı vardır: tahammül ve tevekkül. elemlerde gizli bi’şefkât var gibidir, şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zâlim olurlar.”
“insan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış. ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması bir ayrı sızı uyandırırmış.”