Bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum ve yüzümde tatlı bir tebessümle bitirdiğim kitapların yeri bende hep ayrıdır, bu kitap da onlardan biri oldu. O kadar güzeldi ki büyük bir keyifle okudum ve neredeyse kitabın her satırını çizmek istedim :) Yazar bu kitapta içe dönük olmanın tıpkı dışa dönük olmak kadar normal olduğunu bazı serzenişlerle anlatıyor bize, işte tam bu yönüyle tebessüm ettiriyor aslında. Ama yalnızca bundan bahsetmiyor. Genel olarak insan olmanın hissettirdiklerinden, kırılmaktan, değişmek ve dönüşmekten yani yaşamın içinden bize sunduğu denemelerle bizi bize anlatıyor aslında. Bize kendimizi hatırlatan, içimize dönmemizi sağlayan yazarlar iyi ki var, kalemleri daim olsun.
"Zühdün başı ahiret endişesinin kalbe girmesi, daha sonra da Allah'a kulluk yapmanın lezzetinin oluşmasıdır. Dünya düşüncesi kalpten çıkmadıktan sonra ahiret endişesi kalbe girmez. Nefsânî arzuların lezzeti kalpten uzaklaşmadıktan sonra da Allah'a kulluk yapmanın lezzeti kalbe girmez."
Ebû Tâlib-i Mekkî
Neyi abartmalıyız ve neyi abartmamalıyız? Hayatımız bazen bu iki soruya verdiğimiz cevap arasında salınır. Bir şeyi abartınca hayal kırıklığı yaşayabiliriz, bir şeyi abartmadığımız için bu kez biz hayal kırıklığının kaynağı olabiliriz. Şarkıyı değiştirelim: Kırılmak, ömür boyu.