İbrahim acı duydu içinde. Sordu: Birbirine zıt şeyler söylediğin halde neden her söylediğine inanıyorum.
İhtiyar cevap verdi.
Çaresizsin de ondan.
İbrahim tekrar sordu:
Çaresiz miyim?
İhtiyar cevap verdi:
Çaresizsin. Seni alan bir aleme geldiğini fark edince, ne söylense inanmaya başladın. İnsan böyledir. Çaresiz kalınca inanır her şeye.
Ibrahim sordu :
Ama buna rağmen aslında hakikât tektir değil mi, doğru diye bir şey var?
İhtiyar cevapladı:
Hakikat tektir. Bin surete girer. Sana
Tanıdık geleni görürsün de bildim dersin. Doğru diye bin şey vardır, hepsi de bir hakikate hizmet eder. Sen bin doğruyu da bilirsin ama tek hakikati kaçırırsın.
İnsan uzaklaşmaya çalıştığı şeye döner, her şeye yeniden başlamak için mi diyeyim sana. Dersem inanırsın. Ama öyle değil. Hayat bir nehir gibi akar gider. Yeniden başlanmaz. Geriye dönülmez. Sadece hatırlanır. İnsan hafızasıyla kendine eziyet eden bir yaratıktır.
İhtiyar bunları söyledi. İbrahim dinledi. İnandı. İhtiyar İbrahimin inandığını anladı. Tekrar konuşmaya başladı.
İnsan ulaşmak istediği şeyden uzak düşer durmaksızın. Ulaşırsa başlar zanneder hayat. Bunu mu diyeyim sana. Dersem inanırsın ama öyle değil. İstemektir, ulaşmaya çalışmaktır asıl dert. Ulaşmak yenilmektir. Ama hep ulaştırır hayat. İnsan da kazandım zanneder. Sonra sınav baştan başlar, tekrarlanır. Say ki zaman hiç akmaz. Çember gibidir, insan kuyruğunu kovalayan bir köpek gibi hep aynı adımları atar durur.
Ama bazen geriye dönmek için daha çok yol alman gerekirdi, belki bunun farkındaydı, belki de dönülebilecek yer yoktu, aslında vardı ama dönemiyordu o halde yoktu, bu sebeple devam edecekti. Bu, düşünmeden aldığı bir karardı.
Madem buradayız ve çıkamıyoruz. İşte insan. Bukalemun gibi bir şeu. Hemen adapte olur değil mi? Reddet. Diren. Belki de budur. Reddetmek? Neyi reddetmek? Kendine bu kadar yüklenme. Rahatla. Yere çöktü. Canı yanıyordu. Kaygı, aklını ele geçirmişti tamamen. Ne yapıyorsun İbrahim?
Başını kaldırıp baktı. Bıyıklı adam tepesinde dikilmiş, kendisine sırıtıyordu. Ne diyecekti ona. Yine diyeceği varken başka şey dedi : Sen benim adımı nerden biliyorsun?
O da bir şey mi, senin adını sen bile biliyorsun...