Neden bir de rüya görürüz? Her şey olup bittikten sonra neden bir de rüya görürüz? Karmaşanın, kesmekeşin, hayatın yorucu zenginliği içinde eksik kalan nedir ki, uykunun kuytusunda ille de tamamlanması gerekir? Rüyamızda, birbiriyle ilgisiz gibi görünen ayrıntıları bilincimiz önden gürültülü bir lokomotif gibi çekip bir yere, örneğin bir anlama mı götürür? Yoksa o ayrıntılar bilincimizin balonuna batan iğneler midir?
En uyanık halimle uyudum. Aldatılmada insandan umudu kesmenin eşsiz huzuru vardı. İnsandan kesilen umut, tanrıya yaklaştırıyordu. İnsandan ve dünyadan bir şeyler ummak, hele bulmak hatta olur ki süprizlerle karşılaşmak ise eh artık başkaya gerek bırakmıyordu. Böylr bırakılıp unutuluverenin, tekrar bulunma umudu, bulunup değerli sayılma umudu ya da artık kaybolup tükenme umudu... Ah aldatılmak, hiçbir kucak bütünümü böyle sarmadı.
Bu bir anlık patlama bana hayata meydan okumanın lezzetini veriyordu. Sonrası malum. Hala bazen tam uyuyacak, uyku kuyusuna düşecekken aklıma gelir de kenara tutunuveririm, üstümü gecenin uyku perdesini, tülünü örtmesine izin vermez.