…bilirdim ki kim nereye düşerse düşsün sonra kalkıp evine gider, insan düştüğü yerde, yaralandığı yerde, bittiği yerde değildir, bunların hepsi evdedir, ev görmeye bu yüzden dayanamam…
Her şeye rağmen asıl olan yokluğumdur; her şeye rağmen tuhaf bir şekilde varımdır. Varlığımı beğenmem, yokluğum kâfi gelmez. Varlığım aslında işe yaramaz, yokluğum bir siluetin kayboluşudur. Kendine bir anlam ve varlık yüklemek aslında gerçekte ne zordur, bunu sabit ve gerçek kılmak, o siluet bir an geçerken “Aaa Hikmet!” dedirtmek ne zordur. Yaşamın ve yaşantıların içinde kaybolmamak ne zordur. Gerçekten ne zordur. Geçerken “O bendim” demek ve buna yine de bir anlam verilememesi ve kendini kendi gözünle bile seçememek ne zordur, ne zor.
Mesafe almak diye bir şey yokmuş, mesafeyi anlamak varmış. Bu bir günde de olabiliyormuş, bir ayda da; işte o mesafeyi anlamak bir baş dönmesi, bir arayı ne ile dolduracağını bilememek, anladığının kat’iliği ile yeni yere kesin yerleşik olmak…
herkesin film karakteri olmak istediği bu çağ
biliyor kendinin bir cümlesi olmadığını
hafiza bile on beş dakikalık metafora kilitli
kendi klişesini kırmaya yetmiyor kimsenin şifresi