1890'lı yıllarda Anadolu'yu kasıp kavuran ve sonunda başkente de sıçrayan şiddet olaylarında ölen Ermenilerin sayısı sürekli olarak tartışılmaktadır. Türk tarihçiler en fazla 20 bin Ermeni ile yaklaşık 5 bin Müslüman'ın öldüğünü hesaplarken, Ermeni ve Ermeni-yanlısı yazarlar bu sayıyı 88 bin ya da daha fazlası olarak gösteriyorlar. Abdülhamit döneminde ve sonrasında bir bütün olarak Ermeni nüfusunun arttığı bir gerçektir ama büyüme hızı Müslüman ve Rumlardan daha düşük olduğundan kayıpların sayısının daha az olduğu düşünülebilir. Yine de Ermeni hareketinin bastırılması Abdülhamit'in Batının gözünde lanetlenmesine yol açmıştır. Politikacılar, yazarlar ve karikatüristler tarafından Kanlı ya da Kızıl Sultan olarak anılmaktaydı. Yerel kara mizahçılar padişaha "ben saldırın dedim, öldürün demedim" sözlerini yakıştırtırken, herhalde gerçeğe daha fazla yaklaşmışlardı. Temelinde Ermeni sorunlarının önemi, ölülerin sayısında değil, Ermenilerle içinde yaşadıkları Müslüman çoğunluk arasında baş gösteren düşmanlıkta yatıyordu. Bin yıldan uzun bir süre az ya da çok huzurlu bir biçimde süren beraberlik bir kuşakta sona ermişti.