Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları kitabı, sadece bir otobiyografi değil; aynı zamanda Türkiye'nin kültürel, siyasi ve edebi tarihine dair içten, samimi ve yer yer eğlenceli bir tanıklıktır. Kitabı okurken, yalnızca bir yaşam öyküsüne değil, aynı zamanda güçlü bir kadın kimliğinin, düşünce özgürlüğünün ve edebi zekânın satırlara yansıyan izlerine şahit oluyoruz.
Anlatımı akıcı, esprili ve sade. Sizi boğmadan düşündüren, güldürürken hüzünlendiren bir anlatım dili var. Kitabı okurken bir an bile sıkılmadım, aksine her bölümde merakım arttı. Onunla keşke tanışabilseydim diye düşündüm. Sohbet etmek, bakış açısını dinlemek isterdim.
Sonuç olarak, bu kitabı yalnızca edebiyatseverlere değil, hayatı biraz olsun anlamaya çalışan herkese öneririm. Mina Urgan’la henüz tanışmadıysanız, bu kitap tanışmak için harika bir başlangıç. Ve bence okuduktan sonra onunla sohbet etmeyi hayal etmemeniz imkânsız.
Birkaç alıntı daha bırakıp incelememi sonlandırıyorum;
“Hayatım boyunca insanlara pek benzemedim. Hep başka türlü oldum. Başka türlü düşündüm. Başka türlü yaşadım. Herhalde bunun içindir ki kendimi hep biraz yalnız hissettim.”
“Ölümden hiç korkmam. Yalnız kalmaktan da korkmam. Ama aptallıktan, bayağılıktan, kötülükten, hele de yalandan ödüm patlar.”
“Ben kadın olduğumun farkına çok geç vardım. Çünkü hep insan gibi yaşamak istedim.”