Hatice

Hatice
@hatietzschee
Elimdeki bu yaşamla ne yapacağım? Si je vis
Puan vermedi·279 syf.··
2026 30. kitabı
Cehenneme Övgü, modern toplumun birey üzerindeki baskılarını, iktidar ilişkilerini ve insanların günlük yaşamda fark etmeden benimsedikleri davranış kalıplarını sorgulayan eleştirel bir eserdir. Yazar, alışılmış düşünce biçimlerinin aksine okuyucuyu rahatsız eden ancak düşündüren sorular ortaya koyuyor. Kitapta “cehennem” kavramı yalnızca dini bir anlam taşımıyor. Bireyin özgürlüğünü sınırlayan toplumsal kurallar, bürokratik yapılar, tüketim alışkanlıkları ve otorite ilişkilerini de yazarımız birer cehennem olarak ele almaktadır. İnsanların çoğu zaman bu düzeni sorgulamadan kabul ettiğini ve hatta sürdürülmesine katkıda bulunduğunu savunur. Eser daha çok deneme tarzına sahip diyebiliriz. Eserin en güçlü yönlerinden biri, okuyucuyu pasif bir konumdan çıkarıp aktif bir düşünür konumuna getirmesidir. Ancak yazarın bazı konulardaki genellemeleri ve radikal eleştirileri herkes tarafından doğru bulunmayabilir bu nedenle kitap, tartışmaya açık ve kalıcı bir etki bırakan bir niteliğe sahiptir. Eser aynı zamanda okuyucuya dünyaya farklı bir pencereden bakma imkânı sunmaktadır.
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·108 syf.··
2026 15. kitabı
Eser, Hakaniye lehçesi de denilen Karahanlı dönemi Türkçesinin elimizde bulunan nadir örneklerinden biri olması ve Orta Asya Türk kültüründen izler taşıması dolayısıyla da edebiyatımız içinde ayrı bir yere sahiptir. Uygur Türkçesi ve aruz ölçüsüyle yazılmış olan Atebetü'l Hakayık, okuyanların rahatlıkla anlayacağı şekilde yazılmış ve yazarı tarafından "Büyük Emir Dad Sipehsâlâr Bey"e armağan edilmiştir. Arapça, kapı anlamına gelen "atabe" ve hakikatler anlamındaki "hakayık" sözcükleriyle oluşturulmuştur. İnsanın edepli olması gerektiğine dair vurgular yapılmış ve bu vurguların başında da diline sahip çıkmak gelmiştir. Ok yarasının kapanabileceği ama dil yarasının kapanmayacağı söylenmiştir. Dönemin geleneğine uygun bir şekilde Tanrı'nın, Hz. Muhammed'in ve dört sahabenin övgüsüyle başlamaktadır. Eser ilk kez Necip Asım Yazıksız tarafından Ayasofya kütüphanesinde bulunmuş ve 1906 yılında gün ışığına çıkarılmıştır.
Atebetü’l-HakayıkEdip Ahmet Yükneki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,695 okunma
Puan vermedi·181 syf.··
2025 10. kitabı
Yalnızca bir yaşam öyküsünü değil aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine yapılan içsel yolculuğu da anlatıyor. Kişisel deneyimlerin, duygusal kırılmaların ve hayata dair farkındalıkların izini sürüyor. Kitap otobiyografi formunda olsa da klasik anlamda bir yaşam öyküsünden çok daha fazlasını sunuyor bize. Yazar kendi hayatına dair kesitleri aktarırken aynı zamanda dönemin toplumsal yapısını, insan ilişkilerinin dönüşümünü ve bireyin bu süreçlerde nasıl savrulduğunu da gözler önüne seriyor. Dilindeki içtenlik, yazarın anlatısını daha da içten kılıyor. Özellikle çocukluk, aile, meslek hayatı ve içsel çatışmalar gibi temaları işlerken hem psikolojik hem felsefi bir derinlik yakalamayı başarıyor bence. Okuyucusuna kendini sorgulatan, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorularını düşündüren bir metin. Aslında hepimizin ortak derdi: hayatı anlamlandırma çabası. Hayat, Engin Geçtan’ı bize yalnızca bir yazar ya da bir psikiyatrist olarak değil; düşünen, hisseden ve değişen bir insan olarak tanıma fırsatı sunuyor. Bu yönüyle, yalnızca bir otobiyografi değil, aynı zamanda insana dair evrensel bir anlatı sunan bir metin olarak da okunabilir.
HayatEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20236,1bin okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2025 6. kitabı
Kitabın ana çerçevesi oldukça ilgi çekici: Ölüm meleği Efrasiyab’la, ölümünü ertelemek isteyen bir adam arasında geçen bir hikâye anlatma savaşı. Her anlatılan hikâye, başka bir dünyanın kapısını açıyor. Bu yönüyle kitap, bir yandan Binbir Gece Masalları’nı andırırken, diğer yandan garip bir atmosfer sunuyor. Dili ağır sayılmamakla beraber içinde oldukça fazla mitolojik ve mistik unsur barındırıyordu. Bazı hikâyeler beni içine çekerken, bazılarında ise yok daha neler derken buldum kendimi. Belki de kitaptaki her öykünün aynı düzeyde etkileyici olmaması, bu kararsızlığımın temel nedeni oldu. Hikâyeler arasında derin anlamlar, alegoriler, semboller saklı ama hepsi okuyucuya kolay kolay teslim olmuyor. Öte yandan, yazarın zekice kurguladığı olaylar, zaman zaman gülümseten ironisi ve varoluşsal sorulara temas edişi gerçekten etkileyiciydi. Belki de, ikinci kez okunduğunda daha çok şey açığa çıkaracak türden bir kitaptır. Ama bu da bir soruyu beraberinde getiriyor: Aynı kitabı tekrar okumaya değer mi? Sonuç Olarak: Efrasiyab’ın Hikâyeleri, kesin çizgilerle “çok sevdim” ya da “hiç beğenmedim” diyemeyeceğim türden bir kitap oldu. Hikâyelerin bazıları aklımda kaldı, bazıları ise sessizce zihnimden kayıp gitti. Belki de bu yüzden, bu kitapla ilgili hislerim de tam olarak net değil.
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
Puan vermedi·353 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları kitabı, sadece bir otobiyografi değil; aynı zamanda Türkiye'nin kültürel, siyasi ve edebi tarihine dair içten, samimi ve yer yer eğlenceli bir tanıklıktır. Kitabı okurken, yalnızca bir yaşam öyküsüne değil, aynı zamanda güçlü bir kadın kimliğinin, düşünce özgürlüğünün ve edebi zekânın satırlara yansıyan izlerine şahit oluyoruz. Anlatımı akıcı, esprili ve sade. Sizi boğmadan düşündüren, güldürürken hüzünlendiren bir anlatım dili var. Kitabı okurken bir an bile sıkılmadım, aksine her bölümde merakım arttı. Onunla keşke tanışabilseydim diye düşündüm. Sohbet etmek, bakış açısını dinlemek isterdim. Sonuç olarak, bu kitabı yalnızca edebiyatseverlere değil, hayatı biraz olsun anlamaya çalışan herkese öneririm. Mina Urgan’la henüz tanışmadıysanız, bu kitap tanışmak için harika bir başlangıç. Ve bence okuduktan sonra onunla sohbet etmeyi hayal etmemeniz imkânsız. Birkaç alıntı daha bırakıp incelememi sonlandırıyorum; “Hayatım boyunca insanlara pek benzemedim. Hep başka türlü oldum. Başka türlü düşündüm. Başka türlü yaşadım. Herhalde bunun içindir ki kendimi hep biraz yalnız hissettim.” “Ölümden hiç korkmam. Yalnız kalmaktan da korkmam. Ama aptallıktan, bayağılıktan, kötülükten, hele de yalandan ödüm patlar.” “Ben kadın olduğumun farkına çok geç vardım. Çünkü hep insan gibi yaşamak istedim.”
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Reklam