Nur

Nur
"Dünya daha güzel bir yer olabilirdi. "Feminizm herkes içindir."
Tecavüz Günlüğü
Bacak aramda bir güvercin ölüsü var anne Şimdi bütün gökyüzü benim olsa n’olur Sıtmalı akşamlardan biriydi Yürüyordum sabıkalı kaldırımlarda İlkin arkamda gürültülü adımlar duydum Korkacaktım vaktim olsaydı Evimi kim bu kadar uzağa koymuştu ya da ben neden bu kadar uzaklardaydım? Yağmur çiseliyordu Aylardan marttı Günü sorma bana anne Gölgeleri onlardan önce çöktü üstüme Üç kişilerdi, yok hayır otuz kişilerdi, belki de üç yüz… Bacak aramda bir güvercin ölüsü var anne Şimdi bütün gökyüzü benim olsa n’olur Biri ağzımı kapattı Diğerleri beni sürüklediler çıkmaz bir sokağa Çantam düştü kolumdan Sonra hani ben çırpınıyordum ya, yaşamak gibi, zaman gibi, özgürlük gibi, isyan gibi Kolyemdeki sahte inciler döküldü yola Bir kedi bakıyordu gözlerime Gözlerim konuşmayı, bağırmayı, haykırmayı çok istiyordu anne Elbisemi yırtarken onlar, minarede ezan sesi ‘Bari ezan bitene kadar bekleyelim’ dedi sapsarı dişleri olan ‘Vakit yok’ dediler Vakit yoktu anne, ne yaşamaya ne de ölmeye Karanlık hiç bu kadar siyah olmamıştı ve hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım Çırpınıyordum
Şiir
Reklam
Hayat ne garip değil mi?
Hayat ne garip! Vapurlar gibi. Ya iskele oluyorsun herhangi bir ülkenin karasularına ait bir denizde ya da bir vapur oluyorsun o karasularında bağıra çağıra başka bir karaya. Ya bir vapur olup demirleyecek bir liman arıyorsun kendine ya da iskele olup sana demirleyecek bir vapuru bekliyorsun. İskele oluyorsun bir süre kadar, geliyor vapurlar ve tıpkı Tanrının senin hayatında kalacak insanların ne kadar kalacaklarını çizdiği gibi hayatta bir zaman aralığında gelip bir zaman aralığında gidiyorlar. İnsanları Tanrı getiriyor sana ve Tanrı götürüyor. Ya da vapur oluyorsun işte... bir karadan başka bir karaya dolaşıp duruyorsun. Ben iskeleydim, hep o ülkeye ait karasularında bekledim. Çok vapurlar geldi geçti . Her vapur gittiğinde ben kapılarımı kapattım. Denizden rica ettim yanaştırmadi yeni vapurları. Sert sesli dalgalarını vurdu kıyılarıma, direklerim üşüdü. Ben kapattım kapılarımı. Gövdeme asılı traktör tekerlekleri ile dertleştim. Martılar kondu çatılarıma, zeminlerimde insanlar dolaştı, balıklar gıdıkladı temellerimi, midyeler yapıştı betonlarıma yengeçler kıskaçladı bacaklarımı. Ben iskeleydim, martılarla çığlıklar attım kimse duymasın diye. Denizle beraber ağladım camlarımdan akan yaşlar belli olmasın diye , bulutlara yalvardım her sabah çiğ düşürdü üzerime. Yağmurlar geçti üzerimden. Fırtınalar boranlar koptu, ben kalkmadım yerimden. Bir vapur bekledim hep gelmesini düşledim, gelip demirlemesini. İnsanlar küstü bana vapurları yanaştırmadığım için kıyılarıma, ağzı şarap kokan bir sarhoş kucağımda uyudu, tinerciler kırdı kömür gözlerimin camlarını, yokuş aşağı inen bir fahişe kustu duvarlarıma, bir kadını vurdular en kuytu köşede, kanlar içinde yığıldı yere. Yağmurdan rica ettim yıkadı camlarımı çatılarımı, denize yalvardım temizledi kıyılarımı ben hep o vapuru
İlişkiler
Konu Dışı
Sevdiğim bana dese ki; şunu giyme, bunu yapma, bunu etme, şununla konuşma... Aklıma ilk gelen şey şu olurdu; "Sanırım ben bir hayvanım ve aptalın tekiyim, bazı şeyleri düşünemiyorum ve benim yerime o düşünüyor." Çünkü bu tür şeylerin başka açıklaması yoktur. Beyinlerinizi ve karakterlerinizi birine kiraya vermeniz, sizin bir hiç olduğunuzu gösteren şeydir. Bu tür saçmalıkların da sevgiyle hiçbir alakası yoktur. Erillikle, acizlikle, korkaklıkla ve güç gösterisi ile doğrudan ilgisi vardır. Kaç defa sevdiğiniz bir erkek sizden bir şeyi giymek için izin istedi, kaç kere bir yere gitmek için müsaade aldı, kaç defa ona bağırıp aşağıladınız? Kendinizden verdiğiniz her taviz, karakterinize vurulmuş bir hançerdir. Sevdiğiniz karşısında aciz ve bir duruşunuzun olmamasındansa, yalnız kalmanız hep ama hep daha yerinde bir tercihtir. Çocuklarınızı bu bilinç ile büyütün, Çünkü artık ortalık sevdiği için öldüren, ezen erkek ve sevdiği için ezilen, öldürülen kadından geçilmiyor.
İlişkiler
"İnsanlara özgü bir beceriksizliktir yaşayamamak, yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan… " -Dostoyevski-
Reklam