Nur

Nur
"Dünya daha güzel bir yer olabilirdi. "Feminizm herkes içindir."
Puan vermedi·328 syf.··
2019 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2019 10:09
İncir Kuşları’na dün sabah başladım ve gecesine bitti. Kitap bittikten sonra aklıma ilk gelen “Çok acı var, dayanamıyorum” diye not bırakıp intihar eden Sosyolog Dicle Koğacıoğlu geldi. Bilmeyenleriniz için, Dicle Koğacıoğlu namus cinayetleri üzerinde çalışıyordu. Üzerinde araştırma yaptığı bu konu, intiharla bitecek bir süreç başlatmıştı onun için. Bir yerde okumuştum genelde belleği çok güçlü insanlar intihar ediyormuş. Yani unutmamak öldürüyor. Dünyada bu kadar acı varken, insan nasıl kayıtsız kalabilir, nasıl unutur! Dünyada yaşanan acıların en kötüsü de İnsanın insana verdiği acı olsa gerek. Savaşlar, tecavüzler, çocuk tacizleri, töre cinayetleri… Bitmek bilmeyen bir nefret var yeryüzünde ve tüm insanlığın sonunu bu nefret getirecek. İnsanın insana yapabileceği kötülüğün sınırı gerçekten yok. Bu gerçek bu kitapla bir kez daha beynime kazındı. Kitabın konusuna dönecek olursak, yakın dönemde yaşanan (1992-1995) Boşnak Soykırımını konu almış. Özellikle Boşnak Soykırımını bilmeyenlerin mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitap, Suada isimli bir kızın ve ailesinin savaş sırasında başından geçen olayları anlatıyor. Bana göre; bu savaşta en ağır yarayı Boşnak kadınları alıyor. Her gün onlarca askerin (kendilerine Çetnik diyorlar) tecavüzüne, işkencesine maruz kalıyorlar. Annelerinin, babalarının gözü önünde çocuklara, genç kızlara tecavüz ediliyor. Yüzlerce Çetnik’in tecavüzü sonrası hamile kalan kitabın ana karakteri Suada’nın ablasının ağzından çıkan şu sözler kitabı özetliyor aslında: "Bu bebeği doğuracağım ve ona büyüdüğünde babasının bütün Çetnikler olduğunu, çünkü bana defalarca tecavüz ettiklerini anlatacağım. Böylece Sırplardan nefret eden bir Sırp doğurmuş olacağım. Onları zamanı geldiğinde bir Sırpla vuracağım." . . Sırplar yüreğimi ateşe
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·336 syf.··
2018 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2018 09:38
Kitabı okurken kendi kendime dedim ki; iyi ki... iyi ki Mustafa Kemal Atatürk geçti bu topraklardan. . İngiliz bir anne ve Yemenli bir babadan olan iki kızın (Zana ve Nadia) hayatını konu almış bir kitap. Kitap yazarı tarafından yaşanmış bir olayı anlatıyor. Öz babaları para karşılığında küçük yaştaki kızlarını kandırarak Yemene tatile diye gönderir ve olaylar burada başlar. . Dünyanın bazı yerlerinde kadınlar için yaşam hala çok zor; kadın sünneti, zorla kapatma, çocuk yaşta evlilik, dayak, tecavüz, ilkel yaşam şartları… Zana’nın bu şartlarda 8 yıllık kurtulma mücadelesini anlatan bu kitapta, kadının gücünü bir kez daha görmek mümkün.
Annemi Bir Kez Daha GörebilsemZana Muhsen · Sonsuz Kitap · 20192,984 okunma
9/10
·408 syf.··
2018 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2018 21:04
Kitap, Amerikalı bir kadının kızı ile birlikte kocası tarafından İran’da yaşamak zorunda bırakılmasını anlatıyor. Zulme boyun eğmeyen güçlü bir annenin kızıyla birlikte özgürlüğe kaçışını okurken kendinizi empati yaparken buluyorsunuz. . Kitapta yaşanan olayların hepsi gerçek, yazarın birebir yaşadığı bir dönemi anlatıyor. Kitabı çok sevmemle birlikte aynı zamanda hiç sevmedim de. Hem yazarın başından geçenlere çok üzüldüm hem de yazara çok kızdım. Aslında yazarı anlamaya çalıştım; çok sevdiği bir adamın gözlerinin önünde günden güne nasıl bir canavara dönüştüğünü, şiddete, işkenceye maruz kaldığını gördüm. Başından geçen olayları kaleme alışı, bilmediği bir ülkenin kültürü ve insanları ile mücadelesini, bir annenin evladı için yapabileceklerini tüm dünyaya yaymak istemesi çok güzel. Ama….. Tüm İran halkı için yazdıkları… Birkaç ayda bir yıkanıyorlar, pisler, kokuyorlar, evlerinde böcekler geziyor, caniler… gibi ifadeleri hiç hoşuma gitmedi. Bir milleti, sadece yaşadıklarından yola çıkarak karalayamazsın ve yaşadıklarını tüm o topraklarda yaşayan insanlara mâl edemezsin. . İran halkını kötülemeye çalışması dışında ( ki yine de anlamaya çalışıyorum kendisini ) kitap muhteşemdi. Bir annenin mücadelesini ağlayarak okuyacağınıza eminim. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
En etkili terapi sevgidir.
10/10
·456 syf.··
2019 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2019 08:36
Adını içerisinden anlatılan olayların birisinden almış bir kitap. Her bölümde travma yaşayan farklı bir çocuğun hikayesi anlatılıyor. Aynı zamanda hastalıklarla ilgili bilgi veriliyor. Kitapta anlatılan vakaların hepsi gerçek, hepsi insanın canını acıtıyor. Oturup bir kerede okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Kitap biraz ağır ama akıcı ilerliyor. Problemli çocuk yoktur, problemli ebeveyn vardır. Kimse durduk yere ben katil olayım, pislik adamın-kadının biri olayım demez (istisnalar dışında). Her bebek, dünyaya masum gelir ve yaşamının ilk yıllarındaki duygusal yoksunluk, sevgi eksikliği, taciz, şiddet vb. durumlar çocukların tüm karakterini neredeyse şekillendirir. Yazar kitapta en çok mental ve fiziksel gelişim için ilk 4 yaş önemini vurguluyor. Çocuklar geleceğimizdir. Kendi çocuğumuz kadar çevremizdeki çocuklardan da sorumluyuz. Bu yüzden, tüm eğitimcilerin, anne-babaların, anne-baba adaylarının, çocuklarla çalışanların mutlaka okuması gereken bir kitap. "Bütün insanlar insancıl değildir. Bir insanın nasıl insancıl olacağını öğrenmesi gerekiyor." Dr. Perry
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
10/10
·240 syf.··
2019 9. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2019 08:45
Kardeşimi doğurmak adlı kitabı okurken içinde “yıkanmak istiyorum’dan” alıntılar vardı ve Büşra SANAY çok methedince aldım ve okudum. Tecavüz mağduru 21 kadının hikâyesini anlatan bu kitap, 12 yılda hazırlanmış, büyük bir emeğin ürünü. Dede, baba, anne, abi, koca, üvey baba, üvey anne, amca, dayı, amca oğlu, hala oğlu, komşu, arkadaş, yabancı, polis ... Cinsel istismarın, tacizin, tecavüzün failleri... Artık herkese tereddütle bakar oldum. “Aslında kendi kendime hiç durmadan sorduğum soruları yüksek sesle hepimize, yani bütün kadınlara sormak istiyorum” diyor L. “Neden biz kadınlar bu gibi durumlarda başkasının suçunu ve ayıbını kendimizin suçu ve ayıbı gibi görüyoruz? Neden bunu yapıyoruz? Neden bir türlü ‘biz’ olamıyoruz? ... Hakkımızda ne düşünürler diye veya bir şeyleri koruma adına bu kadar zavallı olabiliyoruz? Bir yerlerde bir yanlışlık var. O yanlışlık sadece bizde değil bunu biliyorum... Kitap hakkında biraz araştırma yaptığımda Bolu F tipi ceza evine girişinin yasaklandığını okudum. Sebep “cinsel içerikli” kitap oluşuymuş. Tecavüz mağdurlarının hikâyelerinin nasıl cinsel içerikli bir kitap sayılabileceğini tam anlamadım derken aklıma tecavüzcüyü cezasız bırakarak yüreklendiren ceza sistemi geldi.
Yıkanmak İstiyorumSuna Aras · Pencere Yayınları · 2014284 okunma
Reklam