Selamlar,   Internet'in daha sık kullanılır olmasıyla bilgi akışının hızlanması hepimizin şahit olduğu bir hakikat. Bununla birlikte, kirli bilginin de daha hızlı bir şekilde akarak pek çok zihinde yanlışların filizlenmesine yol açtığını da aynı emniyet hissiyle biliyoruz. Bu ikinci durumun bir yansımasını da Üstad'la alakalı paylaşımlarda sıklıkla karşımızda görmekteyiz.   Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde Üstad'a ait olmadığı halde ona aitmiş gibi gösterilen söz ve şiirler oldukça vahim bir bilgi kirliliği oluşturuyor. Üstad'a atfedilen sözler kaliteli olsa dahi bu hal hakikat cinayeti olacakken, bir de bu sözlerin önemli bir kısmında cümle akışının bozuk, mananın sakat ve üslubun zevksiz olduğu dikkat çekiyor. Üstad'ın bu söz ve şiirlerle bilinmesi, herkesin tetkike müsait bir zihin yapısı olmadığından ilerisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.   Üstad'ı en doğru şekilde anlatabilmek amacıyla yola çıkan sitemizde, Üstad'a ait olmadığı halde ona atfedilen sözleri bu başlık altında derlemeye karar verdik. Üstad'a ait olmayan söz ve şiirlerin ona yapışıp kalmasının önüne geçme yolunda önemli bir mücadeleye giriştiğimizin farkındayız. Bu sözleri başlık altında paylaşırken, bir sözün bir kişiye ait olmadığını iddia etmenin çok da kolay bir iş olmayacağının bilincindeyiz. Kesin olarak üstad'a ait olmadığını söyleyeceğimiz sözlerde ince eleyip sık dokumak borcu altında oluşumuzun farkındayız. Burada Üstad'a ait olmadığını onaylayacağımız sözlerde bu hassasiyet daima yol gösterenimiz olacaktır. Dolayısıyla internet üzerinde Üstad'a ait olmayan bir sözle karşılaşıldığında, gönül rahatlığıyla müracaat edilebilecek bir çalışma hazırlama çabasında olduğumuzu vurgulama gereği hissediyorum. Gerek tamamını incelediğimiz Üstad'ın basılı eserleri, gerek
1950-2020 işte bu bizim hikayemiz...
VE BİZİM HİKÂYEMİZ. 50'li yıllarda Demokrat Parti'yle Hayata gözlerini açanlar. Tahta beşiklerde ninnilerle uyuyup, 60 ihtilâlinin ayak sesleriyle uyananlar. Çocukluğunu bu kargaşayla geçirip, 68 'de 18 yaşın heyecanıyla ,68 kuşağının çilesini çekenler. Bu hikâye hepimizin bilenler bilir… Bizim o yıllarda çocukluğumuz hep sıkıntılarla geçmedi ve biz nedense ergenliğe geç girdik çocukluğumuzu uzun yaşadık ,bizim oyun alanlarımız çoktu, yemyeşil çayırlarda,bahçelerde evimiz kadar güvenli sokağımızda çeşit çeşit oyunlar oynardık ,biz küçük şeylerden mutlu olmasını iyi bilirdik ,uzun kış gecelerinde içilen semaver çaylarıyla, aile toplantılarının sıcaklığını hep hissettik , o yıllarda komşuluk bağlarımızda güçlüydü "Bir maniniz yoksa akşam ANNEMLER size gelecek" sözü bizi çok mutlu ederdi , karanlık günlerde önlüklerimiz karaydı ama, karanlıkları aydınlatan beyaz yakalarımız gibi umutlarımız,mutlu günlerimiz de vardı , kitaplarımızı,defterlerimizi itinayla kaplardık , tahtadan,telden,ağaçtan oyuncaklar yapardık. Yaratıcı,yetenekli ,paylaşımcı ÇOCUKLARDIK. Biz, yuvarlak, köşeli kurşun kalemlerimizle düz, eğik, süslü, italik okunaklı yazılar yazardık , biz halk kütüphanelerine ,halk Evlerine giderdik. Ne omuza asmalı deri,renkli çantalarımız , ne 0,5 uçlarımız, ne kokulu silgilerimiz vardı , tahta sıralı,varil sobalı sınıflarımızda , kara tahta başı heyecanlar yaşardık ,nohutlu,fasulyeli matematik derslerimiz , Cin Ali serisi okuma saatlerimiz , andımız, gençlik marşımız, cumhuriyet şiirlerimiz sapanla kuş avımız, derede yüzme yarışlarımız Ömer Seyfettin ,Dede Korkut hikayeleri, Kafdağı arkasına uzanan masallarımız , Battalgazi,Köroğlu Destanları , uzun kış gecelerinde uyuklayarak dinlediğimiz babaların,dedelerin askerlik anıları , amerikan yardımı süt tozundan hazırlanmış
İlişkiler