Birden zihnimde, birisi tarafından karla kaplı, yüksek bir dağın tepesinden yuvarlanan, ancak dağın eteklerine vardığında kendisine yapışan karla yüzlerce hatta binlerce ton ağırlığında bir top haline gelen çakıl taşı canlandı. Bana öyle geliyor ki ben, o çakıl taşıyım. Adım, soyadım, konumum,içinde saklmaya çalıştığım ve tüm ömrümü savunulmaları uğruna feda ettiğim bütün kaleler, o çakıl taşlarına, yapışan karlardan başka bir şey değil. Bütün karlar, o çakıl taşını dış etkenlere karşı savunup dağın etkenlere karşı savunup dağın eteğine ulaştığı ilk haliyle korumaya çalışanların başarısızlığa mahkumiyetleri gibi, erimeye mahkumdur.