Aramızda asırlık mesafeler var.Bu mesaferleri geçip de, ona kadar nasıl erişebileceğim?Zira, ne kadar çağırsam, o bana doğru yürümeyecektir.Bu, tarihin bir noktasında donmuş, taş kesilmiş bir insandır.Söylediği şeyleri, kendisi söylemiyor.Tıpkı antika kitabeler üzerindeki yazılar gibi onları ben okuyorum.Ben heceliyorum.
İçimizden bir ses "Artık imkanı kalmadı." der.Bunun anlamı, o dönüp bize gelse de artık hayatımızda ona hiçbir yer vermeyeceğimiz, demektir.Çünkü, artık o, bizim nazarımızda, temizlenmeyecek surette kirlenmiştir.Tazelenmeyecek derece çürümüştür, kokmuştur.
Chevalier de Grieux, Manon Lescaut'nun henüz soğumuş cesedini kolları arasına alıp öptü idi.Fakat, Dostoyevski'nin masum kahramanı, artık kokmaya başlayan sevgilisinin ölüsü yanında duramadı.Ama, bu taaffün, onun hasretini gönlünden silemez.Ondan kaçar, lâkin gene onu kovalar.